Araba deyince aklımıza motor sesi gelir yada benzinin kokusu. Ama son yıllarda artık sokaklarda sessizce süzülen, egzoz dumanı yerine sadece bir şarj kablosu bırakan yeni bir nesil var, elektrikli otomobiller.

Şimdi herkesin dilinde aynı soru:

 “Benzinli mi alsam, elektrikli mi?”

Benzinli otomobiller, bir dönemin efsanesi. Uzun yolun keyfi, motorun homurtusu, vitesten gelen o his…  Hatta zamanı biraz daha geri alırsak 90 yılların oto teypleri ve hoparlörler. Bunlar bir çoğumuzun gençliğine kazınmış unutulmayan anılardır. Ama o anılar, yavaş yavaş yerini “sessiz devrim”e bırakıyor. Elektrikli araçlar, sadece çevreyi değil, alışkanlıklarımızı da dönüştürüyor.

Elektirikli otomobiller kusursuz mu? Elbette hala eksiklikler var.
Her köşe başında şarj istasyonu yok, bataryalar hala çok pahalı, menzil bazen tedirgin edici. Ama bir düşünün: Bundan 20 yıl önce, “herkesin cebinde internet olacak” deseler kim inanırdı? Hatta gelecek ile ilgili izlemiş olduğumuz filmler, hayranlık ile izler o yıllarda olmayı hayal ederdik. Şimdi ise bugün elektrikli otomobiller de o yolun başında. Bundan kaç yıl sonra bilinmez ama tüm yollarda belki de elektrikli otomobiller olacak.

Benim için bu mesele sadece benzinli mi? yoksa elektrikli mi? yada “hangi yakıt daha ucuz” sorusu değil. Bu, geleceğe hangi izleri bırakmak istediğimizin sorusu. Benzin kokusuyla mı, yoksa temiz bir nefesle mi? Motor gürültüsüyle mi, yoksa kuş sesleriyle mi?

Belki hepimiz hemen geçemeyiz. Belki biraz daha zaman lazım. Ama yön belli: Gelecek, sessizce geliyor.
Direksiyon devrim yaşanacak ve başında kim olursak olalım, gaza değil, zamana basıyoruz artık.