Tüm okurlarıma merhabalar, bu haftaki köşe yazımda benimle aynı yaş grubunun 90'lı yıllara olan özleminden bahsetmek istiyorum. 

Bugün ülkemizde eskiye olan özlem en çok konuşulan duygulardan biri haline geldi. Özellikle 90’lar ile ilgili sosyal medyada paylaşılan 90'lara ait bir kaset fotoğrafı, eski bir dizi jeneriği ya da yada o döneme damga vurmuş sanatçıların seslendirmiş olduğu şarkılar, Televizyon programları bizi duygu yüklü yolculuğa çıkarıyor. Bizim çocukluğumuzun susam sokağı efsanelerinden birisiydi. Şirinler, Mickey Mouse, Donal Dock, Bugs Bunny ve ismini daha sayamadığım nice güzellikler. Peki ne oldu zaman her şeyi değiştirdi mi? 

90’lı yıllar elbette sorunların olmadığı sıkıntı yaşamadığımız bir dönem değildi tabi ki. Ülkemizde ekonomik sıkıntılar, siyasi olaylar vardı. Ama buna rağmen mutluyduk diye düşünüyorum. Çünkü zaman sanki daha yavaş akıyordu ve hayat, bugünkü kadar koşturmaca içinde değildi. Çevirmeli telefondan tuşlu telefona geçtiğimiz yıllardı, evde telefon çaldığı zaman büyük bir heyecan olurdu acaba kim arıyor diye. Şuan ki gibi çevrim içi mi acaba diye bakılmıyordu dimi? Çok iyi hatırlıyorum soğuk bir kış günü annemle beraber postaneye gitmiştik 10 yaşında vardım yoktum, rengarenk kartpostallar üzerlerinde şehirlerden manzaralar vardı. Bir sürü almıştık ve tek tek akrabalara mesajlar yazılıyordu bayramınız kutlu olsun yazmıştı annem. Bir iletişim aracıydı kartpostallar ve unutulmaya yüz tutmuş mektuplar. Şimdi ise gelen zarflarda ya banka ekstresi yada yaşanan ekonomik zorluklardan dolayı gelen adli evraklar! 

Tek kanallı televizyon günlerini hatırlayan var mı aranızda? Akşam olduğunda kimsenin dışarıda olmadığı ve tüm aile fertlerinin tv karşısında oturup haberleri izlediği o günler. Haberlerden sonra ise o dönemim efsane dizileri ve Türk filmleri izlenirdi. Bugün ile kıyaslarsak aile fertleri olarak hepimizin elinde telefon veya tablet sohbetlerin olmadığı sevgisiz bir ortam gibi geliyor bana.

Tabii unutmadan 'Radyo'lar, 90'lı yılların olmazsa olmazıdır. Ben çok küçüktüm Radyo Tiyatrosu dinlediğimiz zamanları hayal meyal hatırlıyorum ne büyük heyecan olurdu sanki televizyonda bir dizi izlermişsiniz gibi ve arkası yarın olarak final sahnesi. İşte biz o dönemin insanları olarak şuan bile bunları yazarken gözlerim doluyor. 

Gelelim 90'lı yılların mahalle ortamlarına. Tüm çocukların ip atladığı, saklambaç ve benzeri oyunlar oynadıkları. Erkek çocukların sapan yaptığı ara sıra da olsa başımızı yardığımız o günler. O kadar çok maç yapardık ki akşam ayaklarımın ağrı ve sızısından uyuyamasamda ertesi gün gene aynı tempo ve enerji ile futbol oynamaya devam ederdik. Aile büyükleri mahalle içerisinde olurdu ve herkes herkesin çocuğunu tanır ve bilirdi. Kapı önü komşulukları sohbet ve dedikodular hepsi bir rüya idi sanki. 

90'lı yılların unutulmaz sanatçıları, dizi ve filmleri hepsi birer masal mıydı? Yaşadıklarımız rüyamıydı? İnsanların birbirlerine bu kadar güvensiz ve yabancılaştığı şu günlerde 90'lara duyulan özlemi yeniden canlandırdı. Belki 90'lı yıllar geri gelmeyecek ama o yıllardan kalan duyguları ve düşünceleri sizlere aktarmak istedim. Belki artık daha yavaş yaşar ve daha çok paylaşmayı daha az tüketmeyi yeniden yaratabiliriz.

Son olarak çok sevdiğim bir sanatçı var 'ibrahim Sadri' seslendirmiş olduğu ve 90'lı yılları anlatan iki  şiiri var eğer dinlerseniz 90'lı yıllara bir nebzede olsa geri dönmüş ve o hissi yeniden yaşayabilirsiniz.  Sevgi ve saygılarıma.....

İbrahim Sadri : Kuş Hatıraları

İbrahim Sadri : Şişelere Mandal