Antalya’nın Demre ilçesi yakınlarında yer alan Sura Antik Kenti, hem tarihi kalıntıları hem de kehanet geleneğiyle Likya uygarlığının dikkat çekici şehirlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Sura (Soura), Antalya’nın Demre ilçesine bağlı Sura Köyü’nün yakınlarında, Myra Antik Kenti’ne komşu bir Likya şehridir. M.Ö. IV. yüzyılda varlığını sürdüren bu küçük ama önemli kent, Likya Birliği içerisinde iki oy hakkına sahip olmasıyla dikkat çekmektedir. Çayağzı’ndaki Andriake Limanı’nın hemen üzerinde yer alan Sura, hem stratejik konumuyla hem de dini önemiyle öne çıkmıştır.
Sura’nın kalıntıları ve akropol
Bugün bölgede akropol ve doğu yüzündeki kaya mezarları ayakta kalabilmiştir. Kentin önemli bir kısmı harabe halinde olsa da kalıntılar, Likya’nın şehir dokusuna ışık tutmaktadır. Günümüzde Kaş’a giden yol, Sura Antik Kenti’nin içinden geçerek ziyaretçilerin bu tarihi alanı fark etmesine olanak tanımaktadır.
Kehanet merkezi olarak Sura
Sura’yı diğer Likya kentlerinden ayıran en önemli özelliklerden biri, burasının bir kehanet merkezi olmasıdır. Antik kaynaklara göre, kentte görev yapan rahipler kehanette bulunmak için oldukça ilginç bir yöntem kullanıyordu. Etle doldurdukları şişleri suya batırıyor, ardından balıkların bu eti yiyip yememesine göre geleceğe dair öngörüler yapıyorlardı. Bu uygulama, Sura’nın dini inançlar ve ritüeller açısından önemli bir merkez olduğunu göstermektedir.
Sura isminin kökeni
Hellen dilinde “Soura halkı” anlamına gelen Sura adı, bu küçük kentin Likya uygarlığı içindeki kimliğini yansıtmaktadır. Her ne kadar günümüzde büyük oranda harabe durumda olsa da Sura, hem mitolojik yönü hem de siyasi varlığıyla Likya tarihine damga vurmuş bir kenttir.
Antalya’nın kültürel zenginliğini oluşturan bu antik kent, Demre’deki Myra ve Andriake ile birlikte bölgenin en önemli tarihî duraklarından biri olarak kabul edilmektedir. Sura, sahip olduğu kehanet geleneği ile yalnızca bir Likya kenti değil, aynı zamanda Anadolu’nun dini ritüel merkezlerinden biri olarak da öne çıkmaktadır.




