Finike yakınlarında yer alan Belos Antik Kenti, deprem ve kaçak kazıların gölgesinde geçmişin izlerini taşımaya devam ediyor.
Likya Uygarlığı’nın önemli kentlerinden biri olan Belos, Finike’ye ulaşmadan önce Belen Köyü yakınlarında, yüksekçe bir tepe üzerinde kurulmuştur. Ancak tarih boyunca yaşanan depremler ve doğal yıkımlar, kentin büyük bölümünü harabeye çevirmiştir. Günümüzde Belos’ta gözlemlenebilen kalıntılar, ağırlıklı olarak lahitler ve taş yığınlarından oluşmaktadır.
Belos’un konumu ve Likya Yolu bağlantısı
Kentin kalıntıları, ünlü Likya Yolu üzerinde, Kırkmerdiven inişi sonrasında Finike ile Kırkmerdiven arasında konumlanmaktadır. Bu güzergâh, hem doğa yürüyüşçülerinin hem de tarih meraklılarının ilgisini çekmektedir. Ancak kent, yüzeyde görülen kalıntıların sınırlı olması nedeniyle büyük ölçüde toprak altında gizlenmiş durumdadır.
Hazine avcılarının tahribatı
Belos’un en büyük sorunlarından biri ise kaçak kazılar olmuştur. Zaman zaman bölgede ortaya çıkan hazine avcıları, yasa dışı aramalarla kenti büyük ölçüde tahrip etmiş, korunması gereken tarihi dokuyu geri dönüşsüz biçimde zedelemiştir. Bugün görülen kalıntıların çoğu bu müdahaleler nedeniyle parçalanmış, tarihi değerleri önemli ölçüde azalmıştır.
Kaybolan Likya mirası
Uzmanlara göre Belos, gün yüzüne çıkarılabilse Likya uygarlığının kültürel zenginliğine dair önemli bilgiler sunabilecek potansiyele sahiptir. Ancak hem depremlerden hem de definecilerin yıkımından dolayı kentin günümüzdeki hali, geçmişteki ihtişamını yansıtmaktan çok uzaktır. Buna rağmen Belos, arkeolojik kazılar ve koruma çalışmalarıyla gelecekte bölge tarihine ışık tutabilecek değerli bir nokta olarak görülmektedir.
Likya coğrafyasında iz bırakan Belos, bugünkü yıkıntılarıyla dahi geçmişin izlerini taşıyan, korunması gereken bir kültürel miras olarak varlığını sürdürmektedir.




