4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Benan Çağlayan, bu özel günün kanser konusunda toplumsal farkındalık oluşturmak açısından önemli olduğunu vurguladı. Kanserin dünya genelinde yaygınlığının arttığına dikkat çeken Prof. Dr. Çağlayan, Dünya Kanser Günü’nün temel amacının risk faktörlerine dikkat çekmek, erken tanının önemini hatırlatmak ve kanserle yaşayan bireylerle dayanışmayı güçlendirmek olduğunu ifade etti.

Sevgililer Günü’ne eşinin böbreğiyle girdi: “Sevgi hayat verdi”
Sevgililer Günü’ne eşinin böbreğiyle girdi: “Sevgi hayat verdi”
İçeriği Görüntüle

Erkeklerde kanser riski daha yüksek

Dünya Sağlık Örgütü verilerine değinen Prof. Dr. Çağlayan, erkeklerde kanser görülme oranının kadınlara kıyasla daha yüksek olduğunu belirtti. Güncel istatistiklere göre her 100 bin erkekten yaklaşık 205’ine, her 100 bin kadından ise 165’ine kanser tanısı konulduğunu aktaran Çağlayan, bu tablonun kanserin küresel ölçekte ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu ortaya koyduğunu söyledi.

Vaka ve ölümler artmaya devam ediyor

Kanser tedavisinde önemli ilerlemeler kaydedilmesine rağmen vaka ve ölüm sayılarındaki artışın sürdüğünü belirten Prof. Dr. Çağlayan, 1990–2023 yılları arasındaki verilerin bu durumu açıkça gösterdiğini ifade etti. Mevcut öngörülere göre 2050 yılında dünya genelinde 30 milyondan fazla kişiye kanser tanısı konulmasının, yaklaşık 18 milyon kişinin ise bu hastalık nedeniyle yaşamını yitirmesinin beklendiğini söyledi.

Kanser artık sadece ileri yaş hastalığı değil

Kanserin yaş profilinin değiştiğine dikkat çeken Prof. Dr. Çağlayan, genç nüfusta görülen artışın endişe verici olduğunu vurguladı. 1995 ile 2019 yılları arasında 50 yaş altı bireylerde kanser sıklığının yaklaşık yüzde 79 oranında arttığını belirten Çağlayan, sigara kullanmamış bireylerde bile akciğer kanseri oranlarının yükseldiğine dikkat çekti. Genç kadınlarda meme ve tiroit kanserinin öne çıktığını söyleyen Çağlayan, genç erkeklerde ise melanom, lenfoma ve prostat kanserlerinin daha sık görüldüğünü ifade etti.

En sık görülen kanser türleri

Son verilere göre en yaygın kanser türlerinin başında meme ve akciğer kanserinin geldiğini aktaran Prof. Dr. Çağlayan, bunları kolorektal kanserler, prostat, mide, karaciğer, tiroit ve rahim ağzı kanserlerinin takip ettiğini belirtti. Kansere bağlı ölümlerde ise akciğer kanserinin ilk sırada yer aldığını söyledi.

Erken tanı hayat kurtarıyor

Kanser vakalarının büyük bölümünün ileri evrede tanı aldığını belirten Prof. Dr. Çağlayan, bu durumun hem tedavi maliyetini artırdığını hem de yaşam süresini olumsuz etkilediğini dile getirdi. Oysa erken evrede konulan tanının, hastalığın seyrini olumlu yönde değiştirdiğini ve ölüm oranlarını önemli ölçüde azalttığını vurguladı.

Belirtiler göz ardı edilmemeli

Erken dönemde ortaya çıkan bazı belirtilerin çoğu zaman önemsenmediğini ifade eden Çağlayan, akciğer kanserinde öksürük, halsizlik, kilo kaybı, iştahsızlık ve zaman zaman kan tükürme gibi şikâyetlerin görülebileceğini söyledi. Benzer şekilde uzun süren ağrılar, bağırsak alışkanlıklarında değişiklik veya açıklanamayan kilo kaybının da bazı kanser türlerinin habercisi olabileceğini belirterek, bu belirtilerin iki haftadan uzun sürmesi halinde mutlaka hekime başvurulması gerektiğini kaydetti.

Kanser vakalarının yüzde 40’ı önlenebilir

Kanserin büyük ölçüde önlenebilir bir hastalık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Çağlayan, tütün ürünlerinden uzak durmanın, sağlıklı beslenmenin, ideal kilonun korunmasının ve düzenli fiziksel aktivitenin kanser riskini önemli ölçüde azalttığını söyledi. Yapılan araştırmalara göre bu önlemlerle kanser vakalarının yaklaşık yüzde 40’ının önüne geçilebildiğini ifade etti.

Tarama programları hayati önem taşıyor

Tarama programlarının önemine dikkat çeken Çağlayan, meme, kolorektal, prostat ve akciğer kanserleri için yapılan taramaların erken tanı imkânı sunduğunu ve bu sayede tedavi başarısının arttığını söyledi.

Kanser her zaman ölümcül değil

Kanserin günümüzde her zaman ölümle sonuçlanan bir hastalık olmadığını belirten Prof. Dr. Çağlayan, gelişen cerrahi teknikler, akıllı ilaçlar ve immünoterapi gibi yeni tedavi yöntemleri sayesinde birçok hastada tam iyileşme sağlanabildiğini ifade etti. Kanserin artık pek çok hasta için kronik bir hastalık haline geldiğini söyledi.

Yanlış inanışlar tedaviyi geciktiriyor

Toplumda kanserle ilgili yanlış inanışların yaygın olduğunu vurgulayan Çağlayan, biyopsi ya da ameliyatın hastalığı yayacağı düşüncesinin bilimsel bir dayanağı olmadığını belirtti. Bilimsel temeli olmayan alternatif yöntemlerin ise gerçek tedaviyi geciktirerek hastaya zarar verebileceğini söyledi.

Sağlıklı yaşam ve düzenli kontrol şart

Prof. Dr. Çağlayan, Dünya Kanser Günü mesajını şu sözlerle tamamladı: Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi, düzenli egzersiz, tütün kullanımından kaçınma ve belirli yaşlardan sonra tarama programlarına katılım, kanserle mücadelede en güçlü araçlar arasında yer alıyor. Erken tanı ise birçok hasta için yaşam kurtarıcı rol oynuyor.

Muhabir: Antalya Hakkında