Likya topraklarını ziyaret eden Avrupalı gezginlerin gözlemleri ve bölgeden kaçırılan eserlerin izleri bugün hâlâ gündemde.
Likya Uygarlığı, tarih boyunca hem doğası hem de zengin kültürel mirasıyla Avrupalı seyyahların ilgisini çekmiştir. Arşivlerdeki kayıtlara göre, bu bölgeyi ziyaret edenler arasında dönemin önemli isimleri yer almaktadır: hidrograf uzmanı Francis Beaufort, İngiliz mimar ve arkeolog Charles Cockerell, topograf William Martin Leake, doğa bilimci Edward Forbes, jeolog ve amiral Thomas B. Spratt, arkeolog Charles Fellows, Avusturyalı arkeolog Otto Benndorf, Fransız arkeolog Georges Perrot, mimar Charles Chipiez, peyzaj sanatçısı William J. Muller, antropolog Felix Von Luschan ve filolog Ernst Kalinka. Bu isimler, bölgedeki eserleri incelemekle kalmamış, çoğu zaman bu mirasın Avrupa’ya taşınmasında da rol oynamıştır.

Likya eserleri Avrupa’ya nasıl götürüldü?
O dönemlerde sayısız tarihi eser, büyük ölçüde yasa dışı yollarla Osmanlı topraklarından çıkarılmıştır. Bugün British Museum başta olmak üzere Avrupa’nın birçok müzesinde sergilenen Likya eserleri, aslında buzdağının yalnızca görünen kısmıdır. Birçok eser dünyanın dört bir yanına dağılmış, kimileri koleksiyonerlere satılmıştır. Özellikle 1838-1839 yıllarında bölgeye seyahat eden Charles Fellows, Likya’dan Ege ve Akdeniz kıyılarına uzanan keşifler yapmış, ardından bu eserlerin büyük kısmı İngiltere’ye taşınmıştır.
Osmanlı’nın zor günleri ve Likya mirasının kaybı
18. yüzyıldan itibaren, başta İngiltere olmak üzere birçok Avrupa devleti Osmanlı’dan izin alarak eserleri yurtdışına götürmüştür. Ancak bu izinlerin çoğu siyasi ve ticari baskılar altında verilmiştir. Osmanlı Devleti, özellikle 1838 Baltalimanı Antlaşması ile İngiltere ve Avrupa ülkelerine geniş ticari imtiyazlar tanımak zorunda kalmıştır. Bu süreç, devletin ekonomik açıdan zayıfladığı, miras koruma reflekslerinin zayıfladığı bir döneme denk gelmiştir. Sonuç olarak Likya uygarlığına ait pek çok değerli eser, Anadolu’dan koparılmıştır.
Likya mirası bugün nerede?
Bugün Likya’ya ait eserlerin bir bölümü İngiltere, Almanya ve Fransa gibi ülkelerin müzelerinde sergilenmektedir. Ancak uzmanlar, bu mirasın önemli bir kısmının hâlâ özel koleksiyonlarda, hatta yasa dışı ticaretin gölgesinde bulunduğunu vurgulamaktadır. Bu durum, kültürel mirasın korunması ve ait olduğu topraklara geri kazandırılması yönünde uluslararası tartışmaları da canlı tutmaktadır.
Likya uygarlığının izleri, yalnızca taşınan eserlerde değil; bugün Antalya ve çevresindeki antik kentlerde, kaya mezarlarında, tiyatrolarda ve tapınaklarda yaşamaya devam etmektedir. Ancak kaybedilen mirasın büyüklüğü, bu toprakların tarihsel zenginliğinin ne denli kıymetli olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir.





