Son yıllarda çevremizde ki insanların ne kadar yalnız kaldığını ve toplum olarakta yalnızlaştığımızın farkında mısınız? Nedir peki bu kadar yalnızlaşmamızın sebebi? Aslında bir çok sebep var bunlar ile ilgili psikoloğa giden insanların sayısında bile ciddi artışlar oldu. Benim gözümde en büyük etken ekonomik düzeyimizin düşmesi. Hayata adapte olmakta zorluk çekmeye başladık. İsteklerimizi karşılayamamak bizi garip bir yalnızlığa itmeye başladı.
Eskiden hafta sonları sinemaya gitmek, piknik yapmak özellikle de mangal keyfi, arkadaşlar ile buluşup bir etkinlik içerisinde olurduk. Ama şimdi bunu gerçekleştirmek için maddi ve manevi olarak rahat değiliz. Hafta sonlarını evde film ve dizi izlemek için geçiriyoruz yada temizlik ve pazar alışverişi. Kendimden de örnek verecek olursak ben hafta sonları balığa gitmeyi, çok severim ama maalesef bunu bile yapamaz hale geldik.
Toplum içerisinde boşanmalarda da ciddi artışlar var örnek verecek olursak boşanan çiftlerin sayısı 2023 yılında 173 bin 342 iken 2024 yılında 187 bin 343 oldu. 2025 yılı verileri bunun daha da yükseldiğini gösteriyor. Hatta müteahhit arkadaşım ile sohbet esnasında neden daireler küçüldü ve özellikle 1+1 yaptıklarını sorduğumda Antalya'da boşanan çiftlerin sayısında ciddi artış olduğunu ve genellikle 1+1 dairleri tercih ettiklerini söyledi, inşaat alanında da bu dairelerin yapımına hız verildiğini belirtti.
Tabii ekonomik koşullardan fazlasıyla bahsederken bir konumuz daha var aslında komşuluk ve arkadaşlık ilişkilerimizi de masaya yatırmak gerek. Çok önemli bir unsur komşuluk ilişkileri sabah işe gider veya dönerken merdivende, kapı önünde hatta asansörde dahi karşılaştığımız insanlar selam vermekte dahi zorlanır hale geldiler. Hani bir tatlı tebessüm bir merhaba bir iyi günler demek bile bizim için zor hale geldi.
Hepimiz birer makineye dönüştük, sabah erken kalk trafik çilesi, iş'e git ve tekrar eve dönüş yolunda trafik çilesi bu yaşadıklarımız bizi strese ve yalnızlığa doğru götürdü diye düşünüyorum. Bu konuda dertleştiğim insanlar iş çıkışı arkadaşlar ile oturup bir sohbet etmek ve günün yoğunluğunu ve stresini atmak istediklerini ama bunu yapamadıklarını belirttiler. Kısacası bu rutin yaşam şekli bizleri makineye dönüştürdü.
Peki ne yapmalıyız? Bence bu kısa hayatımızda biraz da olsa kendimize vakit ayırmak zorundayız. Zaman su gibi akıp giderken geriye dönüp baktığımızda keşkelerimiz olmasın, şunuda yapsaydım dememek için bence iç sesimi dinlememiz gerekiyor. Elimizdeki imkanlar ile kendimizi mutlu etmeyi ve daha çok sosyal alanlarda olabilmek için çaba sarfetmeliyiz. Benim hep söylediğim bir söz var '' yüzünüzden o tatlı tebessümü ve kalbinizden de sevgiyi eksik etmeyin'' işte bu sözle hadi birazcık gülümseyin ve o içinizde fırtınalar kopartan duygu ve düşüncelerinizi ortaya çıkartın yalnız kalmayalım ve yeniden hayata tutunalım....