Akran zorbalığı, çocukların yaşına ve gelişim dönemine bağlı olarak farklı biçimlerde ortaya çıkarken, etkisi zamanla daha derin ve yıkıcı hale gelebiliyor. Erken çocukluk döneminde itme, vurma gibi fiziksel davranışlarla başlayan zorbalık; ilerleyen yaşlarda alay etme, dışlama, lakap takma ve dijital platformlar üzerinden yapılan saldırılarla daha karmaşık bir boyuta taşınıyor. Konuyla ilgili Antalya'da konuşan Uzman Klinik Psikolog Melisa Oral, özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde yaşanan bu tür deneyimlerin, çocukların psikolojik dayanıklılığını zayıflattığını ve uzun vadede ciddi ruhsal sorunlara zemin hazırladığını vurguladı.
“Zorbalık sadece çocukların meselesi değil”
Uzman Klinik Psikolog Melisa Oral, akran zorbalığının yalnızca çocuklar arasında yaşanan bir sorun olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çekerek, yetişkin tutumlarının bu süreçte belirleyici rol oynadığını söyledi ve ekledi:
“Akran zorbalığı yalnızca çocuklar arasında yaşanan bir mesele değildir. Yetişkinlerin tutumu bu sürecin ya durdurucu ya görünmez destekçisi olabilir. Ebeveynler açısından en kritik rol, çocuğun duygularını ciddiye alan bir ilişki kurabilmektir. Zorbalığa maruz kalan çocuklar çoğu zaman bunu doğrudan anlatmaz. Çünkü zaten bu zorbalık da doğrudan yapılmaz, şaka amaçlı yapılır. 'Ben sana şaka yaptım, niye alındın' gibi söylemlerin yanı sıra, bizim eskiden de bazen işte 'dört göz' denirdi. Bazı zayıf insanlara 'çiroz' derler. Bu gibi şeyler aslında şaka gibi gözükse de akran zorbalığıdır. Bu yüzden şaka niyetli değildir. Aslında içerisinde ciddiyet vardır. Çocuk gelip direkt anlatmaz. Utanır, sıkılır, suçlanmaktan korkar ve 'abartıyorsun' deneceğini düşünür. Bu yüzden aileye doğrudan anlatmaz”
“Empati yoksa zorbalık görünmezleşiyor”
Ebeveynlerin verdiği tepkilerin, çocuğun yaşadığı zorbalığı derinleştirebileceğine dikkat çeken Oral, empati kavramının altını çizerek,
“Bu noktada ebeveynin 'takma, sen de karşılık ver, büyütüyorsun' gibi tepkileri, genelde bununla karşılaştığımız için söylüyorum çocuğun yalnızlık duygusunu derinleştirir ve zorbalığı görünmez hale getirir. Ebeveynin görevi sadece iyi çocuk yetiştirmek değil, empati geliştirebilen bir çocuk yetiştirmektir. Çünkü empati bizim hayatımızdaki en önemli dönüm noktasıdır. Bir insan empati yapabiliyorsa karşı tarafla kötülük yapamaz. Kötülük düşünemez. Bu yüzden ben herkese empati yapabilmeyi bu duyguyla tanışmayı tavsiye ediyorum”
diye konuştu.
