Günümüzün turizm başkenti Antalya, Osmanlı İmparatorluğu döneminde "Teke-ili Sancağı" adıyla anılan ve yalnızca doğal güzellikleriyle değil, köklü tarihi ve stratejik konumuyla da dikkat çeken bir idari birimdi. Bölgeye adını veren, Anadolu'nun Türkleşmesinde kilit rol oynayan Tekeoğulları Beyliği'nden gelen bu isim, antik dönemden Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna kadar uzanan binlerce yıllık bir mirasın kapısını aralıyor.
Tekeoğulları'ndan İsim Mirası: Tarih Öncesinden Antik Kentlere Uzanan Coğrafya
Teke-ili, adını Hamîdoğulları Beyliği'nin önemli bir kolu olan Tekeoğulları Türkmenlerinden almıştır. Bu coğrafya, tarih boyunca Likya, Pamphylia ve Pisidia gibi kadim uygarlıklara ev sahipliği yapmıştır. Bölgenin ne denli eski bir yerleşim yeri olduğunu, Karain ve Beldibi Mağaraları gibi tarih öncesi buluntular kanıtlamaktadır.
Teke-ili Sancağı, sınırları içerisinde Side, Patara, Xanthos, Myra, Olympos, Phaselis ve Aspendos gibi dünyanın en önemli antik kentlerini barındırarak, tarih ve kültürel miras açısından zenginliğin zirvesini temsil etmiştir.
Beyliklerden Sancak Beyliğine: Selçuklu ve Osmanlı Egemenliği
Anadolu’nun kapılarının Türklere açıldığı 1071 Malazgirt Savaşı'ndan sonra bölgeye Türk akınları başladı. Anadolu Selçukluları döneminde ele geçirilen Antalya ve çevresi, Moğol istilasıyla birlikte yeni Türkmen gruplarına sığınak oldu. Bu dönemde güçlenen Hamîdoğulları Beyliği, bölgede etkili oldu. Antalya'yı fetheden Yûnus Bey'in kurduğu Tekeoğulları Beyliği, bölgenin son Türkmen Beyliği oldu.
Tekeoğulları'na, Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk önemli genişlemesi sırasında, 1390 yılında Yıldırım Bayezid tarafından son verildi. Her ne kadar 1402 Ankara Savaşı sonrası kısa bir süre el değiştirse de, bölge 1423 yılında kesin olarak Osmanlı egemenliğine girdi ve Teke-ili Sancağı olarak Anadolu Beylerbeyliği'ne bağlandı.
Osmanlı'da Teke-ili: Şehzadeler Sancağı ve İdari Yapı
Teke-ili Sancağı, Osmanlı idaresi altında stratejik ve siyasi bir önem kazandı. Öyle ki, şehzadelerin yönetim tecrübesi kazanması amacıyla sancakbeyi olarak görevlendirildiği önemli merkezlerden biriydi. Yıldırım Bayezid'in oğulları İsa ve Mustafa ile II. Bayezid'in oğlu Korkut, bu sancakta görev yapan önemli Osmanlı şehzadelerindendir.
XVII. yüzyılda Teke-ili, Antalya (Merkez), Elmalı, Kalkanlı, Karahisarıteke ve Kaş gibi kazalardan oluşuyordu. Zamanla Finike ve Kızılkaya gibi yerleşimler de kaza statüsüne yükseldi.
1864 Vilayetler Nizamnamesi ile önemli bir idari dönüşüm yaşandı; Teke-ili, büyük bir vilayet olan Konya'ya bağlandı ve Alâiye ( Alanya) de sancağa dahil edildi. Cumhuriyet öncesi son düzenleme 1914’te yapıldı ve Teke-ili müstakil sancak haline geldi. Bu yapı, 1936'da nihayet Antalya Vilayeti olarak adlandırılarak günümüzdeki ismine kavuştu.
Nüfus Dinamikleri: Yörükler, Köylüler ve Kırsal Yaşam
Osmanlı dönemi Teke-ili Sancağı'nın demografik yapısı, güçlü bir kırsal karakter gösteriyordu. XVI. yüzyılda nüfusun %90'ı köylerde yaşarken, şehirleşme oranı oldukça düşüktü. En büyük şehir Antalya olmasına rağmen, Elmalı yayla merkezi olarak önem taşırken, sonradan İstanoz (Korkuteli) Elmalı kadar belirgin bir merkez haline geldi.
Kır nüfusunun büyük çoğunluğunu Türkmen köylüler ve konar-göçer Yörükler oluşturuyordu. Üçoklar'dan Varsaklar, İğdirler, Yıvalar gibi çok sayıda Yörük cemaati bölgeye yerleşikti. XVI. yüzyılda 30-40 bin civarında olduğu tahmin edilen Yörük nüfusu, zamanla yerleşik hayata geçerek yeni köyler kurdu.
Ancak bu zengin coğrafya, zaman zaman merkezi otoriteye karşı isyanlara da sahne oldu. 1511'deki Şahkulu Baba Tekeli isyanı ve 1659'daki Körbey Mustafa isyanı gibi olaylar, bölgenin siyasi ve sosyal çalkantılarını yansıtmaktadır.
Tarihi boyunca stratejik önemini koruyan Teke-ili, Mondros Mütarekesi sonrası 1919'da İtalyan işgaline uğramış, ancak Milli Mücadele'nin zaferiyle 1921'de işgalden kurtarılarak bağımsız Türkiye'nin geleceğine sağlam adımlarla ilerlemiştir. Teke-ili, Antalya'nın kadim kimliğinin temelini oluşturan, yüzlerce yıllık bir yönetim ve kültür mirasıdır.




