Yaşam

Sivas'ın Kökeni Nedir?

Sivas şehri tarihsel süreç içerisinde sadece mimarisiyle değil aynı zamanda isminin evrimiyle de araştırmacıların ilgisini çekmeye devam ediyor.

Abone Ol

Anadolu’nun orta yerinde yüzyıllardır bir mühür gibi duran ve pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Sivas şehri tarihsel süreç içerisinde sadece mimarisiyle değil aynı zamanda isminin evrimiyle de araştırmacıların ilgisini çekmeye devam ediyor. Şehrin bugünkü adının hangi köklere dayandığına dair ortaya atılan iddialar bizi antik dönemin görkemli saraylarına Roma İmparatorluğu’nun sadakat ilişkilerine ve dillerin zaman içerisindeki değişimine kadar götürüyor. Sivas isminin etimolojik yolculuğu sadece bir kelime oyunu değil aynı zamanda bu toprakların geçirdiği kültürel dönüşümlerin en somut kanıtı olarak karşımıza çıkıyor. Arşivlerdeki kayıtlar ve halk arasındaki anlatılar birleştiğinde ortaya çıkan bu zengin hikaye şehrin kimliğini oluşturan temel taşlardan biri olarak kabul ediliyor.

Roma İmparatorluğu Ve Sebaste İsminin Ortaya Çıkışı

Tarihçilerin büyük bir çoğunluğu şehrin modern isminin antik Yunanca bir kelime olan Sebaste sözcüğünden türediği konusunda birleşmektedir. Bu ismin ortaya çıkış hikayesi oldukça ilginç bir diplomatik ve duygusal zemine dayanmaktadır. Anlatılanlara göre Pontus Krallığı’nın o dönemdeki yöneticisinin eşi Roma İmparatoru Augustus’a olan minnetini ve sadakatini göstermek amacıyla şehre bu özel ismi vermeyi uygun görmüştür. Yunanca bir kelime olan ve doğrudan doğruya Augustus’un şehri veya yüce şehir anlamına gelen Sebaste ismi o günden itibaren bölgenin resmi adı olarak kayıtlara geçmiştir. Roma İmparatorluğu’nun Anadolu üzerindeki etkisinin en yoğun olduğu dönemlerde bu tür isim değişiklikleri genellikle sadakat bildiren ve merkezi yönetime yakınlığı simgeleyen birer araç olarak kullanılmaktaydı. Şehrin bu unvanı alması bölgenin o dönemdeki stratejik ve idari önemini de açıkça ortaya koymaktadır.

Yüzyıllar İçerisinde Sebasteden Sivasa Geçiş Süreci

Dillerin canlı birer organizma olması sebebiyle isimlerin telaffuzları zamanla yerel halkın şivesine ve fonetik alışkanlıklarına göre değişim göstermektedir. Antik çağlarda Sebaste olarak anılan yerleşim yerinin Türklerin Anadolu’ya girişiyle birlikte ciddi bir ses değişimine uğradığı gözlemlenmektedir. Kelimenin başlangıcındaki ve sonundaki hecelerin zamanla düşmesi veya aşınması sonucunda ortaya çıkan ses yapısı halk ağzında önce Sevas ardından da günümüzde kullandığımız Sivas halini almıştır. Bu değişim süreci birdenbire gerçekleşmemiş aksine Bizans Selçuklu ve Osmanlı dönemleri boyunca yavaş bir evrimle tamamlanmıştır. Arap kaynaklarında ve Farsça metinlerde de şehre dair benzer ses benzerlikleri taşıyan isimlerin kullanılması bu dönüşümün coğrafyanın tamamına yayılan ortak bir dilsel süreç olduğunu kanıtlamaktadır. Sivas ismi aslında antik bir saygının ve yüceliğin Anadolu Türkçesiyle yoğrulmuş son halini temsil etmektedir.

Mitolojik Anlatılar Ve Halk Arasındaki Diğer İddialar

Şehrin ismine dair tek teori Roma ve Yunan kökenli olan Sebaste değildir. Halk arasında dilden dile dolaşan bazı mitolojik hikayeler ve efsaneler ismin kökenini çok daha eskilere hatta su kaynaklarına dayandırmaktadır. Bölgedeki akarsuların bolluğu ve eski dillerde suyun önemine vurgu yapan bazı eklerin Sivas kelimesinin kökeninde yer aldığı düşünülmektedir. Bazı yerel anlatılara göre ise şehrin kurucularının bölgedeki geniş meralar ve verimli topraklar nedeniyle buraya bolluk anlamına gelen bazı isimler taktığı söylenir. Ancak bilimsel çevrelerde ve tarih kitaplarında kabul gören en güçlü görüş şehrin isminin Augustus onuruna verilen Sebaste unvanından türediğidir. Halk hikayeleri her ne kadar romantik ve kültürel bir zenginlik katsa da arkeolojik buluntular ve döneme ait sikkeler üzerindeki yazılar bizi her seferinde o meşhur antik isme geri döndürmektedir.

Kültürel Kimlikte İsmin Taşıdığı Sembolik Değer

Bir kentin ismi sadece adres tarif etmek için kullanılan bir etiket değildir aynı zamanda o kentin ruhunu ve tarihsel mirasını da yansıtır. Sivas isminin kökenindeki yücelik ve saygı anlamı kentin tarih boyunca üstlendiği başkentlik rollerine ve ilim merkezi olma özelliğine tam olarak uyum sağlamaktadır. Selçuklular döneminde Dar-ül Ala yani en yüce yer olarak anılması tesadüf değildir ve bu durum aslında antik çağdaki Sebaste isminin anlamıyla büyük bir benzerlik taşımaktadır. İsmin kökenine dair yapılan bu derinlemesine araştırmalar Sivas’ın sadece bir Anadolu şehri olmadığını aksine dünya tarihindeki büyük imparatorlukların kesişim noktası olduğunu göstermektedir. Günümüzde Sivaslılar tarafından gururla taşınan bu isim aslında içinde bir imparatorluk sadakatini bir kraliçenin zarafetini ve Türkçenin isimleri kendine uydurma yeteneğini barındıran devasa bir tarihsel mirastır.