Şehrin isminin kökeni, dil bilimciler ve tarihçiler arasında çeşitli tartışmalara konu olsa da halk arasındaki en güçlü inanış ve tarihsel veriler, bu ismin doğrudan Hazreti Nuh ve onun gemisinin karaya oturduğu yerle bağlantılı olduğunu göstermektedir. Şırnak ismi, sadece bir coğrafi bölgeyi tanımlamakla kalmayıp aynı zamanda insanlığın ikinci başlangıcı olarak kabul edilen o büyük mucizenin hatırasını da bünyesinde barındırmaktadır. Bölgenin stratejik konumu ve tarih boyunca ev sahipliği yaptığı medeniyetler, bu ismin günümüze kadar nasıl evrildiğini ve kültürel bir miras olarak nasıl korunduğunu bizlere kanıtlamaktadır.

Cudi Dağı Ve Nuh Tufanı İle Şekillenen İsim Kökeni

Şırnak isminin en temel dayanağı, İslam inancına ve bölgedeki kadim sözlü geleneklere göre tufandan sonra suların çekilmesiyle geminin karaya oturduğu noktadır. Kuran-ı Kerim içerisinde yer alan Hud Suresi’nin kırk dördüncü ayetinde geçen ifadeler, yerin suyunu yutması ve göğün suyunu kesmesi üzerine geminin Cudi Dağı üzerine yerleştiğini açıkça belirtmektedir. Bu kutsal anlatı, şehrin isminin temelini oluşturur. Tarihsel süreç içerisinde "Nuh'un Şehri" anlamına gelen ve Farsça kökenli bir tamlama olan "Şehr-i Nuh" ifadesi, bölge halkının dilinde zamanla yuvarlanarak farklı fonetik değişimlere uğramıştır. Bu isim önce "Şernah" daha sonra "Şırnek" ve nihayetinde bugün kullandığımız modern haliyle "Şırnak" formuna dönüşmüştür. Şehrin her bir sokağında ve Cudi Dağı’nın yamaçlarında bu manevi ismin ağırlığı hala hissedilmektedir.

Antalyalılar dikkat! O mahallelerde sular kesilecek
Antalyalılar dikkat! O mahallelerde sular kesilecek
İçeriği Görüntüle

Linguistik Dönüşüm Ve Yerel Ağızlardaki Etnik Yansımalar

Şehrin isminin tarihsel yolculuğu, bölgedeki etnik çeşitlilik ve diller arası etkileşimle de yakından ilgilidir. Şehr-i Nuh tamlamasındaki "Şehir" kelimesi, bölgede konuşulan dillerde yerleşim yeri veya belde anlamını taşırken, Nuh ismi doğrudan peygamberin adını simgeler. Zamanla bu iki kelimenin birleşmesi ve telaffuz kolaylığı amacıyla kısaltılması, bölgenin sosyo-kültürel yapısının bir sonucudur. Mezopotamya’da hüküm süren Asur, Babil ve Pers medeniyetlerinin dillerindeki ses uyumları, ismin bugünkü halini almasında katalizör görevi görmüştür. Yerel halkın gündelik konuşma dilinde bu ismi koruması, resmi kayıtlara da bu şekilde geçmesini sağlamıştır. Şırnak ismi bu yönüyle, bir dilin binlerce yıl içerisinde nasıl sadeleşebileceğinin ve bir peygamberin mirasını nasıl bir kelimeye sığdırabileceğinin en somut örneğidir.

Tarihi Kayıtlarda Ve Seyyahların Notlarında Şehrin Adı

Orta Çağ ve sonrasındaki dönemlerde bölgeyi ziyaret eden pek çok gezgin ve seyyah, eserlerinde bu bölgeden bahsederken ismin kökenine dair benzer notlar düşmüşlerdir. Evliya Çelebi gibi ünlü seyyahların notlarında ve Osmanlı arşiv belgelerinde, bölgenin kutsiyeti ve isminin Nuh Peygamber ile olan bağı sıkça vurgulanmaktadır. Bu kayıtlarda yerleşim yerinin sadece bir idari birim değil, aynı zamanda manevi bir merkez olduğu belirtilir. Şırnak isminin tarihsel belgelerdeki izi sürüldüğünde, ismin değişmeyen tek parçasının "Nuh" vurgusu olduğu görülür. Farklı imparatorlukların egemenliği altına girse de şehrin ismi her zaman bu köklü geçmişe sadık kalarak korunmuştur. Bu durum, yerel halkın kendi tarihine ve isminin temsil ettiği büyük tufan mucizesine duyduğu derin saygının bir göstergesidir.

Coğrafi İşaretler Ve İsmin Topografya İle Uyumu

Şırnak’ın ismini aldığı o büyük tufan sonrası yerleşim, kentin coğrafi yapısıyla da tam bir uyum içerisindedir. Cudi Dağı’nın eteklerine kurulan ilk yerleşim yerlerinin, gemiden inenlerin kurduğu köyler olduğuna inanılması, ismin topografik bir gerçekliğe dayandığını destekler. Bölgedeki sarp kayalıklar, derin vadiler ve su kaynaklarının dağılımı, ismin temsil ettiği "güvenli liman" ve "yeni başlangıç" temalarını pekiştirmektedir. Şırnak ismi günümüzde sadece bir şehri değil, aynı zamanda o sarp dağların arasında filizlenen dirençli bir yaşam kültürünü de temsil eder. Modern Şırnak, isminin kökenindeki o eski hikayeyi geleceğe taşırken, hem inanç turizmi hem de kültürel tarih açısından dünya genelinde eşsiz bir noktada durmaktadır. Bu ismin hikayesi, insanlığın ortak mirasının bir parçası olarak Mezopotamya’nın sinesinde yankılanmaya devam etmektedir.

Muhabir: Zeki Ersin Yıldırım