Yaşam

Samsun'un En Fakir İlçesi Hangisi?

Karadeniz Bölgesi’nin en büyük metropolü olan Samsun, bir yanda modern sahil şeridi ve ticaret merkezleriyle yükselirken, diğer yanda kırsal kesimdeki ilçelerin ekonomik zorluklarıyla mücadele ediyor.

Abone Ol

Karadeniz Bölgesi’nin en büyük metropolü olan Samsun, bir yanda modern sahil şeridi ve ticaret merkezleriyle yükselirken, diğer yanda kırsal kesimdeki ilçelerin ekonomik zorluklarıyla mücadele ediyor. Şehir genelinde yapılan kapsamlı sosyo-ekonomik incelemeler, merkez ile çevre ilçeler arasındaki refah makasının giderek açıldığını ve bazı bölgelerde yoksulluğun daha derin hissedildiğini ortaya koyuyor. Özellikle iç kesimlerde yer alan ve coğrafi şartların zorladığı yerleşim birimlerinde hane halkı gelirinin il ortalamasının oldukça altında kaldığı gözlemleniyor. Bu durum, sadece ekonomik bir gösterge olmanın ötesinde, bölgenin demografik yapısını ve gelecekteki üretim potansiyelini de doğrudan tehdit eden bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. Yerel otoriteler ve ekonomi uzmanları, bu dezavantajlı bölgelerin kalkınması için yeni stratejiler geliştirilmesi gerektiğini savunuyor.

Ekonomik Zorluklarla Mücadele Eden Kırsal İlçelerin Genel Durumu

Yapılan güncel analizler sonucunda Samsun’da gelir seviyesinin en düşük olduğu ve sosyal yardım mekanizmalarına en fazla ihtiyaç duyulan bölgelerin başında Asarcık gelmektedir. Asarcık ile birlikte Ayvacık, Salıpazarı, Ladik ve Kavak gibi ilçeler de benzer ekonomik dar boğazlarla karşı karşıya kalan yerleşim yerleri olarak listede yer alıyor. Bu ilçelerin ortak özelliği, sanayi yatırımlarından yeterince pay alamamış olmaları ve ulaşım ağlarının kısıtlılığı sebebiyle ticari sirkülasyonun düşük kalmasıdır. Hane başına düşen reel gelirin il genelindeki ortalamayı yakalayamaması, beraberinde işsizlik oranlarının da yükselmesine yol açıyor. Sosyal yardım verileri incelendiğinde, bu beş ilçedeki nüfusun önemli bir kısmının temel ihtiyaçlarını karşılamak adına devlet desteklerine bağımlı olduğu görülüyor ki bu durum sürdürülebilir bir ekonomik modelin eksikliğini işaret ediyor.

Tarımsal Üretimdeki Yapısal Sorunlar Ve Göç Dalgasının Etkileri

Sözü edilen dezavantajlı ilçelerin ekonomisi neredeyse tamamen küçük ölçekli tarım ve hayvancılık faaliyetlerine dayalı durumdadır. Ancak günümüzde artan üretim maliyetleri, gübre ve yakıt gibi giderlerin yükselmesi, çiftçinin elde ettiği kazancın yetersiz kalmasına neden oluyor. Uzmanlar, tarıma olan bu tek yönlü bağımlılığın bölge ekonomisi için ciddi bir risk faktörü oluşturduğunu belirtiyor. Toprakların parçalı yapısı ve modern tarım tekniklerine geçişin yavaş olması, verimliliği düşürürken genç nüfusun toprağa olan güvenini de sarsıyor. Sonuç olarak, iş gücü piyasasında kendine yer bulamayan gençler, çareyi büyük şehirlere göç etmekte buluyor. Bu kontrolsüz göç dalgası, ilçelerin sadece nüfusunu azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda köylerde üretimi sürdürecek dinamik bir neslin kalmamasına ve yerel ekonominin tamamen durma noktasına gelmesine sebep oluyor.

Merkez Ve Kırsal Arasındaki Ekonomik Uçurumun Derinleşmesi

Samsun’un sahil şeridinde yer alan Atakum, İlkadım ve Canik gibi merkez ilçeler, hizmet sektörü ve sanayi yatırımlarıyla hızla kalkınırken, kırsal kesimdeki ilçelerle aralarındaki fark her geçen yıl daha da belirginleşiyor. Şehir merkezinde eğitim, sağlık ve istihdam olanakları çeşitlenip yaşam kalitesi yükselirken, Asarcık veya Ayvacık gibi yerlerde yaşayan vatandaşlar bu gelişimden pay alamıyor. Kırsaldaki iş olanaklarının sınırlı kalması ve özel sektör yatırımlarının bölgeye ulaşmaması, yoksulluğu kronik bir hale getiriyor. Kentsel alanlarda teknoloji ve hizmet odaklı bir büyüme yaşanırken, kırsalın geleneksel ve verimsiz yöntemlere hapsolması, Samsun’un genel refah tablosunda dengesiz bir görüntü oluşturuyor. Bu eşitsizlik, toplumsal yapıda da bölünmelere ve kentsel alanlarda kontrolsüz nüfus yığılmalarına zemin hazırlıyor.

Yerel Kalkınma İçin Çözüm Önerileri Ve Yatırım Stratejileri

Sivil toplum kuruluşları ve yerel yöneticiler, bu ekonomik uçurumu kapatmak adına acil eylem planlarının hayata geçirilmesi gerektiği konusunda hemfikir görünüyor. Dezavantajlı ilçeler için tarımsal desteklerin sadece nakdi yardım boyutunda kalmaması, aynı zamanda katma değerli ürünlerin yetiştirilmesi için kooperatifleşme ve markalaşma çalışmalarının önceliklendirilmesi isteniyor. Özellikle küçük sanayi sitelerinin teşvik edilmesi ve yerel el sanatları ya da butik üretim modellerinin desteklenmesi, genç nüfusun yerinde istihdam edilmesini sağlayabilir. Ayrıca, Salıpazarı ve Ayvacık gibi doğa harikası bölgelerin ekoturizm potansiyelinin değerlendirilmesi, bölgeye yeni bir gelir kapısı açabilir. Eğer bu tür yapısal reformlar ve istihdam odaklı projeler bir an önce devreye sokulmazsa, kırsal yoksulluğun Samsun’un en büyük toplumsal sorunu haline geleceği ve ilçeler arasındaki sosyal bağların zayıflayacağı uyarısında bulunuluyor.