Türkiye’nin Marmara Bölgesi’nde yer alan ve bugün sanayisiyle, tarımıyla, doğal güzellikleriyle adından söz ettiren Sakarya şehri, idari kimliğini kazanmadan önce uzun ve köklü bir geçmişe ev sahipliği yapmıştır. Kentin tarihsel serüveni incelendiğinde, bugün Sakarya olarak bildiğimiz bu toprakların çok uzun bir süre boyunca komşu il Kocaeli’nin bir parçası olarak yönetildiği görülmektedir. O dönemlerde bölgenin ana merkezi ve kalbi niteliğindeki yerleşim birimi ise Adapazarı adıyla anılmaktaydı. Adapazarı ismi, nehirlerin ve sulak alanların ortasında kurulan bu yerleşimin bir "ada" gibi görünmesinden ve çevredeki köylerin buluşma noktası olan büyük bir "pazar" yeri olmasından ileri gelmektedir. Bu isim, bölgenin ticaret ve sosyal hayatındaki önemini yüzyıllar boyunca simgelemiş, kentin ruhunu yansıtan en önemli sembol haline gelmiştir. Ancak Cumhuriyet sonrası dönemde artan nüfus ve stratejik önem, bölgenin artık bir ilçeden daha fazlası olması gerektiğini ortaya koymuştur.
Kocaeli İdari Yönetiminden Bağımsız Bir Kent Kimliğine Geçiş
Sakarya’nın vilayet olma yolundaki serüveni, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinden Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar uzanan geniş bir zaman dilimini kapsar. Uzun yıllar boyunca Kocaeli mutasarrıflığına ve daha sonra Kocaeli iline bağlı bir kaza merkezi olarak varlığını sürdüren Adapazarı, çevresindeki verimli topraklar sayesinde hızla büyümüştür. Bölgenin ekonomik potansiyeli ve lojistik konumu, yerel yöneticilerin ve halkın müstakil bir vilayet olma arzusunu sürekli canlı tutmuştur. Bu dönemde Adapazarı sadece bir yerleşim yeri değil, aynı zamanda Doğu Marmara'nın en önemli lojistik üslerinden biri olarak kabul ediliyordu. Kocaeli'ye bağlı kalmak, idari işlemlerin yürütülmesi noktasında bazen zaman kayıplarına neden olsa da Adapazarı halkı kendi özgün kültürünü ve ticari disiplinini korumayı başarmıştır. Şehrin büyümesiyle birlikte idari sınırların yeniden çizilmesi kaçınılmaz bir hal almış ve bu durum Ankara’nın da gündemine girmiştir.
Bin Dokuz Yüz Elli Dört Yılında Gerçekleşen İdari Devrim
Türkiye Cumhuriyeti’nin idari yapısında önemli bir dönüm noktası olan tarih, on yedi haziran bin dokuz yüz elli dört olarak kayıtlara geçmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülen ve kabul edilen özel bir yasa tasarısı ile Adapazarı ilçesi, merkez olmak üzere Sakarya adıyla yeni bir vilayete dönüştürülmüştür. Bu kanunla birlikte, Sakarya nehri havzasında yer alan bu kadim topraklar, artık kendi valisine, kendi meclisine ve kendi bağımsız bütçesine sahip bir il haline gelmiştir. Bu değişim, sadece bir tabelanın değişmesi değil, aynı zamanda bölgeye gelecek yatırımların, eğitim olanaklarının ve altyapı hizmetlerinin katlanarak artması anlamına geliyordu. Vilayet statüsü kazanılmasıyla birlikte bölgede büyük bir coşku yaşanmış, Adapazarı’nın ticaret gücü ile Sakarya isminin tarihi ağırlığı birleşerek yeni bir sinerji yaratmıştır. Şehir artık Ankara nezdinde doğrudan temsil edilen, Marmara’nın yükselen yıldızı konumuna yükselmiştir.
Adapazarı İsminin Merkez İlçe Olarak Tarihsel Bekası
Vilayet kurulurken şehre "Sakarya" ismi verilmiş olsa da bölgenin tarihsel çekirdeğini oluşturan "Adapazarı" ismi hiçbir zaman unutulmamıştır. Yapılan yasal düzenleme ile Sakarya ilinin merkez ilçesinin adı Adapazarı olarak kalmaya devam etmiştir. Bu durum, şehrin köklerine olan bağlılığının ve tarihsel hafızasının korunduğunun en büyük göstergesidir. Adapazarı ismi bugün de kentin sosyal yaşamının, çarşısının ve geleneksel dokusunun en güçlü temsilcisidir. İl genelinde Sakarya adı bir üst kimlik olarak benimsenirken, Adapazarı ismi daha çok kentin kültürel ve tarihsel merkezini ifade etmek için kullanılmaktadır. Sakarya nehrinin hırçın sularından adını alan bu yeni il, merkez ilçesi Adapazarı’nın asırlık ticaret tecrübesiyle yoğrulmuş, böylece gelenek ile modernite aynı idari yapı içerisinde buluşmuştur. Bu ikili isimlendirme yapısı, kentin hem bir nehir şehri hem de kadim bir pazar kenti olduğu gerçeğini her zaman taze tutmaktadır.
Cumhuriyet Dönemi Şehirleşme Hamleleri Ve Gelişen Sakarya
Sakarya’nın il olmasından sonra geçen on yıllar içerisinde, şehirleşme projeleri ve endüstriyel atılımlar kentin çehresini tamamen değiştirmiştir. İlk başlarda bir tarım ve ticaret kenti olarak öne çıkan Sakarya, zamanla Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşlarına ev sahipliği yapan bir üretim üssüne dönüşmüştür. Vilayet olduktan sonra Karasu, Akyazı ve Geyve gibi ilçelerin de merkezle olan bağları güçlenmiş, Sakarya bir bütün olarak kalkınmaya başlamıştır. Depremler gibi büyük acılar yaşamış olsa da Sakarya halkı her seferinde şehri yeniden inşa etmeyi başarmış, Adapazarı’nın o dayanıklı ticaret ruhunu her mahalleye yaymıştır. Bugün Sakarya dendiğinde akla sadece nehrin kıyısındaki bir yerleşim değil, on altı ilçesiyle Marmara’nın en dinamik ve modern illerinden biri gelmektedir. Geçmişin Adapazarı kasabası, bugün teknolojiyle doğanın buluştuğu, eğitim ve kültürün harmanlandığı büyük bir metropol yolunda emin adımlarla ilerlemektedir.




