Doğu Anadolu’nun en eski yerleşim yerlerinden biri olan Muş, sadece coğrafi güzellikleriyle değil, aynı zamanda isminin taşıdığı derin anlamlar ve tarihsel rivayetlerle de büyüleyici bir hikâyeye ev sahipliği yapıyor. Yüzyıllar boyunca pek çok medeniyetin uğrak noktası olan, savaşlara tanıklık eden ve bereketli ovalarıyla yaşamı simgeleyen bu kent, adını nereden aldığına dair farklı kültürel katmanları bünyesinde barındırıyor. Şehrin ismine dair anlatılanlar, kimi zaman bir göç hikâyesine, kimi zaman kutsal bir soya, kimi zaman ise toprağın bizzat kendisine dayanıyor. Tarihin tozlu raflarında yer alan bu anlatılar, kentin kimliğini oluşturan en önemli unsurlar arasında yer alırken, bugün bile halk arasında dilden dile aktarılmaya devam ediyor. Muş isminin kökenine dair yapılan araştırmalar, bizi Mezopotamya’nın kadim dillerinden antik çağların savaşçı topluluklarına kadar uzanan geniş bir yolculuğa çıkarıyor.

Süryani Ve İbrani Kültüründe Suyun Bolluğu Ve Muşa Kavramı

Muş isminin kökenine dair en yaygın kabul gören ve doğayla en çok örtüşen rivayetlerden ilki, kentin su kaynaklarıyla olan derin bağına işaret ediyor. Çok eski zamanlarda, Asur imparatorluğunun baskısından ve zulmünden kaçan İbrani kabilelerinin, kendilerine güvenli bir sığınak ararken Muş Ovası’nın uçsuz bucaksız yeşilliğine ve bol su kaynaklarına ulaştığı anlatılır. Bu topluluklar, yerleştikleri bu yeni vatanın sunduğu bereketi ve hayat veren su kanallarını tanımlamak için kendi dillerinde sulak, verimli ve otlak anlamına gelen Muşa kelimesini kullanmışlardır. Zamanla bu ifade bölgenin genel adı haline gelmiş ve yerel ağızlarda yuvarlanarak bugün bildiğimiz Muş formuna dönüşmüştür. Bugün bile Muş Ovası’nın ilkbahar aylarında büründüğü yemyeşil manzara ve Murat Nehri’nin toprağa can veren akışı, binlerce yıl önceki bu isimlendirmenin ne kadar isabetli olduğunu kanıtlar niteliktedir. Suyun kutsallığı ve toprağın cömertliği, şehrin adında adeta ebedi bir iz bırakmıştır.

Antik Çağların Gizemli Savaşçıları Muşkiler Ve Anadolu Göçleri

Tarihsel kronolojiye daha yakından bakıldığında, Muş isminin kökeni Milattan Önce on ikinci yüzyıla, Anadolu’nun büyük bir dönüşüm geçirdiği Ege göçleri dönemine kadar dayandırılmaktadır. Bu dönemde Balkanlar ve Ege üzerinden gelerek Anadolu içlerine yayılan ve Asur kaynaklarında isimlerinden sıkça söz edilen Muşkiler, bölgenin kaderini değiştiren önemli bir topluluktur. Muşkilerin bir kolunun Doğu Anadolu’ya kadar ilerlediği ve bugünkü Muş topraklarını kendilerine yurt edindiği tarihi bir gerçektir. Bu savaşçı topluluk, yerleştikleri bölgeye kendi isimlerini vermiş ve bu isim binlerce yıl boyunca hafızalardan silinmemiştir. Asur yazıtlarında bahsedilen bu topluluk ile Muş şehri arasındaki bağ, sadece bir isim benzerliği değil, aynı zamanda stratejik bir yerleşim tercihinin sonucudur. Muşkilerin bölgedeki varlığı, kentin sadece bir tarım merkezi değil, aynı zamanda antik dünyanın önemli siyasi düğüm noktalarından biri olduğunun altını çizmektedir.

Kutsal Soyun İzinde Hz Nuh Ve Muş Oğulları Rivayeti

Muş’un ismine dair anlatılan bir diğer dikkat çekici hikâye ise çok daha spiritüel ve kadim bir kökene, yani insanlığın ikinci başlangıcı sayılan Hz. Nuh dönemine kadar uzanmaktadır. Bu mistik rivayete göre şehir, Hz. Nuh’un oğlu Yusuf’un torunları tarafından inşa edilmiştir. Yusuf’un soyundan gelen ve tarih sahnesinde Muş oğulları olarak anılan bu sülalenin, tufan sonrasında yerleşmek için bu verimli bölgeyi seçtiği söylenir. Kurdukları bu şehre kendi aile reislerinin adını veren topluluk, böylece Muş adının kutsal bir soya dayanmasına vesile olmuştur. Bu anlatı, bölge halkı için şehri sadece coğrafi bir mekan olmaktan çıkarıp, manevi bir miras ve kadim bir emanet haline getirmektedir. Soy ve aile bağlarının antik toplumlarda şehir isimlerine ne denli yön verdiği düşünüldüğünde, bu rivayetin kentin sosyal dokusunda neden bu kadar güçlü bir yer edindiği daha iyi anlaşılmaktadır.

Antalya’da ağır otizmli gencin il dışına sevk kararı aileyi yıktı
Antalya’da ağır otizmli gencin il dışına sevk kararı aileyi yıktı
İçeriği Görüntüle

Farklı Medeniyetlerin Harmanlandığı Bir Kültürel Kimlik Mirası

Muş isminin tek bir kaynağa dayanmak yerine, birçok farklı milletin ve inancın izlerini taşıması, kentin aslında gerçek bir hoşgörü ve sentez merkezi olduğunu kanıtlamaktadır. Süryanilerin suyla özdeşleştirdiği, Muşkilerin savaşçı kimlikleriyle damgaladığı ve kutsal anlatıların manevi bir derinlik kazandırdığı bu isim, kentin her bir taşında ve toprağında yankılanmaya devam ediyor. Şehrin tarihsel süreci boyunca Urartulardan Selçuklulara, Osmanlılardan günümüze kadar geçen sürede ismini korumuş olması, bu adın ne kadar güçlü köklere sahip olduğunun en büyük göstergesidir. Her bir rivayet, Muş’un çok katmanlı geçmişine açılan birer pencere niteliği taşımaktadır. Günümüzde modernleşen kentin siluetinin ardında, hâlâ o eski Muşa’nın serinliğini, Muşkilerin cesaretini ve kadim soyların bereketini hissetmek mümkündür. Muş, ismini sadece sözlüklerden değil, üzerinde yaşayan insanların binlerce yıllık yaşanmışlıklarından ve doğanın sunduğu eşsiz cömertlikten almıştır.

Muhabir: Zeki Ersin Yıldırım