Mardin, Mezopotamya’nın bereketli topraklarına hakim bir tepede yükselen ve taşın sanata dönüştüğü benzersiz siluetiyle dikkat çeken bir merkez olarak tarih sahnesindeki yerini korumaya devam ediyor. Şehrin isminin kaynağına dair yürütülen araştırmalar, bizi binlerce yıl öncesine, bölgede hüküm sürmüş farklı kültürlerin ve dillerin etkileşim noktasına götürüyor. Tarihçilerin ve dil bilimcilerin üzerinde durduğu en güçlü teorilerden biri, bu ismin Süryanice kökenli olduğudur. Süryanicede kale veya hisar manasına gelen kelimelerle ilişkilendirilen bu adlandırma, kentin stratejik konumunu ve savunma amaçlı inşa edilen görkemli yapısını en iyi şekilde yansıtıyor. Ancak kentin ismine dair anlatılar yalnızca dil bilgisiyle sınırlı kalmayıp, zamanla efsanelerle harmanlanarak günümüze kadar ulaşan zengin bir kültürel mirasın parçasını oluşturuyor. Bu kadim kentin adı, her bir taşında yankılanan geçmişin sessiz tanıklığını yaparken, bölgedeki medeniyetlerin birbirine nasıl eklemlendiğini de gözler önüne seriyor.

Savaşçı Mardeler Ve Şehrin Savunma Hafızası

Mardin isminin kökenine dair en çok ilgi çeken rivayetlerden biri, milattan sonra üçüncü yüzyılda bölgeye yerleştirilen savaşçı Mardeler kavmine dayanmaktadır. Sasani İmparatorluğu'nun kurucusu Ardeşir tarafından bu sarp kayalıklara getirilen bu topluluğun, kentin güvenliğini sağlamak amacıyla burada iskan edildiği söylenir. Mardeler, disiplinli askeri yapıları ve cesaretleriyle nam salmış bir topluluk olarak bilinirken, kentin isminin de bu topluluğun adından evrilerek günümüze ulaştığı düşünülmektedir. Bu savaşçı kavmin varlığı, kentin neden bu kadar korunaklı bir noktada kurulduğunu ve neden asırlar boyunca ele geçirilemez bir kale olarak nitelendirildiğini açıklar niteliktedir. Tarihi belgelerde Mardin isminin Arapça telaffuzu olan Maridin şeklinde geçmesi de yine bu çokluk ekine ve burada yaşayan toplulukların çeşitliliğine işaret etmektedir. Bu perspektiften bakıldığında Mardin, sadece bir yerleşim yeri değil, aynı zamanda bir askeri deha ve savunma stratejisinin ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır.

Isparta'da bugün vefat edenler - 16.02.2026
Isparta'da bugün vefat edenler - 16.02.2026
İçeriği Görüntüle

Süryanice Ve Aramice Metinlerdeki Derin İzler

Kentin etimolojik köklerini anlamak için bölgenin en eski dillerinden olan Süryanice ve Aramice kaynaklara bakmak büyük önem taşır. Bu dillerde yer alan ve yüksek mevkii veya kale anlamına gelen kelimeler, şehrin coğrafi yapısıyla kusursuz bir uyum içerisindedir. Mardin, deniz seviyesinden oldukça yüksekte, ovaya hakim bir noktada bulunması sebebiyle tarih boyunca bakışların her zaman üzerinde olduğu bir gözetleme kulesi işlevi görmüştür. Eski metinlerde geçen Marda ifadesi, zamanla halk dilinde şekillenerek bugünkü halini almıştır. Özellikle Süryani kültürü için dini ve idari bir merkez olma özelliği taşıyan kent, ismini bu kadim kültürün kelime hazinesinden almış olabileceği fikrini güçlendirmektedir. Dilin evrimi, kentin geçirdiği siyasi ve sosyal dönüşümlerle paralel ilerlemiş, her gelen medeniyet bu ismin üzerine kendi telaffuzunu ve anlam dünyasını ekleyerek kentin kimliğini daha da zenginleştirmiştir.

Mezopotamya Kültürlerinin İsim Üzerindeki Ortak Mirası

Mardin isminin bugünkü formuna kavuşması süreci, Mezopotamya coğrafyasında hüküm süren her imparatorluğun ve her yerel topluluğun ortak bir mirası olarak kabul edilebilir. Bizans kaynaklarında, Arap fetihleri sonrası yazılan eserlerde ve Osmanlı arşivlerinde kentin ismi farklı ses varyasyonlarıyla yer bulsa da temel anlam her zaman kentin sarp ve erişilemez doğasına atıfta bulunmaktadır. Roma İmparatorluğu döneminde Maride olarak anılan bölge, İslam coğrafyacıları tarafından Maridin olarak kaydedilmiştir. Bu ismin Arapça gramer yapısına göre iki kaleyi veya iki kaleler topluluğunu temsil ettiği de ifade edilen görüşler arasındadır. Kentin hem aşağı hem de yukarı kesimindeki yerleşim düzeni, bu ikili isimlendirmenin fiziksel kanıtı gibidir. Dolayısıyla Mardin ismi, sadece bir grup insanın verdiği bir ad değil, yüzyıllar boyunca bu bölgeden gelip geçen her kervanın, her ordunun ve her şairin kentin heybetine duyduğu saygının bir ifadesidir.

Efsanelerden Gerçeğe Mardin Adının Evrimi

Halk arasında anlatılan efsaneler, Mardin isminin bazen bir hükümdarın kızına, bazen de zorlu kış şartlarında sığınılan bir mağaraya dayandığını iddia etse de tarihsel gerçeklik bizi her zaman kentin fiziksel zorluklarına ve bu zorlukları aşan insan iradesine yönlendirir. Şehrin dik yamaçlarına kurulan evlerin birbiri üzerine binmeden yükselen mimarisi, ismindeki kale ve koruma vurgusunu her sokakta hissettirmektedir. Geçmişten günümüze ulaşan bu isim, kentin sadece coğrafi konumunu değil, aynı zamanda orada yaşayan insanların dirençli ve vakur karakterini de temsil eder hale gelmiştir. Bugün Mardin dendiğinde akla gelen ilk şey, binlerce yıllık bir ismin ağırlığını taşıyan taş konaklar ve bu konakların pencerelerinden süzülen tarih kokusudur. Bu ismin kökenindeki gizem, kentin sokaklarında kaybolan her ziyaretçinin kendi anlamını bulmasına olanak tanıyan geniş bir ufuk çizgisi sunmaktadır. Son tahlilde, bu adın hikayesi, insanlığın yerleşik hayata geçişinden bu yana süregelen güvenlik ve aidiyet arayışının en somut yansımasıdır.

Muhabir: Zeki Ersin Yıldırım