Yaşam

Manisa'nın En Fakir İlçesi Hangisi?

Ege Bölgesi’nin sanayi ve tarım devi olarak nitelendirilen Manisa, son yıllarda sergilediği devasa büyüme hamlelerine rağmen ilçeler arasındaki gelişmişlik farklarıyla dikkat çekmeye devam ediyor.

Abone Ol

Ege Bölgesi’nin sanayi ve tarım devi olarak nitelendirilen Manisa, son yıllarda sergilediği devasa büyüme hamlelerine rağmen ilçeler arasındaki gelişmişlik farklarıyla dikkat çekmeye devam ediyor. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından hazırlanan güncel sosyoekonomik veriler, şehrin genelindeki refah artışının her bölgeye aynı oranda yansımadığını ortaya koyuyor. Şehzadeler şehri olarak bilinen bu kadim coğrafyanın bir ucunda sanayi devleri ve teknoloji üsleri yükselirken, diğer ucunda geleneksel tarım yöntemlerine bağlı kalan ve nüfus kaybı yaşayan bölgeler yer alıyor. Yapılan araştırmalar neticesinde elde edilen bulgular, Manisa’nın yerel ekonomisindeki dengesizlikleri ve gelişim bekleyen dezavantajlı bölgeleri gün yüzüne çıkarıyor. Bu veriler ışığında, il genelindeki kaynak dağılımının ve yatırımların hangi noktalarda yoğunlaşması gerektiği konusunda stratejik bir yol haritası çiziliyor.

Köprübaşı Ve Gördes İlçelerinde Ekonomik Daralma Sinyalleri

Manisa’nın demografik ve ekonomik haritası incelendiğinde, gelişim endeksinin en alt sıralarında Köprübaşı ve Gördes ilçelerinin yer aldığı görülüyor. Özellikle Köprübaşı, kısıtlı sanayi imkanları ve ulaşım ağlarının ana arterlerine olan mesafesi nedeniyle ekonomik sirkülasyonda beklenen ivmeyi yakalayamıyor. İlçedeki genç nüfusun iş imkanları yetersizliği sebebiyle merkez ilçelere veya çevre illere göç etmesi, üretim gücünün zayıflamasına yol açıyor. Benzer şekilde Gördes ilçesi de sahip olduğu zengin yer altı kaynaklarına ve maden potansiyeline rağmen, bu kaynakların yerel halkın refahına doğrudan yansıması konusunda engellerle karşılaşıyor. Tarımsal faaliyetlerin iklim şartlarına ve pazar dalgalanmalarına aşırı bağımlı olması, bu bölgelerdeki hane halkı gelirinin Manisa ortalamasının altında kalmasına sebebiyet veriyor.

Kırsal Kesimde Gelir Dağılımı Ve Tarımsal İstihdamın Etkileri

Manisa’nın iç kesimlerinde yer alan ve temel geçim kaynağı tarım ile hayvancılık olan ilçelerde, ekonomik büyüme hızı sanayi bölgelerine kıyasla oldukça yavaş seyrediyor. Demirci, Selendi ve Sarıgöl gibi bölgelerde halkın büyük bir bölümü mevsimlik tarım işçiliği veya geleneksel aile çiftçiliği ile hayatını idame ettirmeye çalışıyor. Modern tarım tekniklerinin ve katma değerli ürün işleme tesislerinin bu bölgelerde henüz yeterince yaygınlaşmaması, elde edilen kazancın düşük kalmasına neden oluyor. Sosyoekonomik gelişmişlik endeksi sadece maddi geliri değil, aynı zamanda eğitim kalitesi ve sağlık hizmetlerine erişim gibi kriterleri de kapsadığı için, kırsal kesimdeki bu dezavantajlı durum ilçelerin genel puanını düşürüyor. Yatırımların merkez odaklı kalması, bu çevre ilçelerin gelişim potansiyelini baskılayan en temel yapısal sorunlardan biri olarak varlığını sürdürüyor.

Sanayi Odaklı Merkezlerin Refah Düzeyiyle Arasındaki Uçurum

Yunusemre ve Şehzadeler gibi merkez ilçelerdeki devasa sanayi yatırımları ile Köprübaşı gibi ilçeler arasındaki ekonomik uçurum, şehir içindeki gelir adaletsizliğini gözler önüne seriyor. Organize sanayi bölgelerinde çalışan binlerce insanın yarattığı nakit akışı, merkezdeki ticaret hacmini devasa boyutlara ulaştırırken, uzak ilçelerde ticaret yerel bir döngüden öteye geçemiyor. Manisa’nın kuzey ve doğu aksındaki bazı ilçelerde kişi başına düşen milli gelirin, Türkiye ortalamasının dahi altında seyrettiği verilerle destekleniyor. Bu durum, yerel yönetimlerin ve devlet kurumlarının dezavantajlı bölgelere yönelik özel teşvik paketleri hazırlamasını zorunlu kılıyor. Bölgesel kalkınma ajanslarının desteklerine rağmen, sanayinin şehre yayılamaması en temel sorun olarak kalmaya devam ediyor.

Gelecek Dönem Yatırımları Ve Kalkınma Beklentileri

Manisa genelinde dengeli bir kalkınma modelinin hayata geçirilmesi için özellikle Köprübaşı ve Gördes gibi bölgelere yönelik yeni istihdam alanlarının oluşturulması hayati önem taşıyor. Turizm potansiyeli taşıyan alanların değerlendirilmesi, yöresel ürünlerin markalaştırılması ve teknolojik altyapının bu bölgelere taşınması, göçü durduracak ve yerel refahı artıracak yegane çözümler olarak görülüyor. Verilere göre en alt sırada yer alan ilçelerin makus talihini yenmesi, sadece tarımla değil, yenilikçi girişimlerle mümkün olacaktır. Şehrin batısındaki zenginliğin doğusuna ve kuzeyine aktarılması için yapılacak lojistik hamleler, Manisa’nın bir bütün olarak kalkınmasını sağlayacaktır. Aksi takdirde, merkez ve taşra arasındaki bu derin sosyoekonomik farkın önümüzdeki yıllarda toplumsal demografiyi daha fazla etkilemesi kaçınılmaz bir sonuç olarak değerlendiriliyor.