Türkiye coğrafyasının merkezinde yer alan ve uçsuz bucaksız düzlükleriyle bilinen Konya şehri insanlık tarihinin en eski sayfalarından günümüze kadar kesintisiz bir yerleşim merkezi olma özelliğini koruyor. Şehrin isminin kökeni ve tarihsel gelişimi sadece yerel bir mesele değil aynı zamanda Anadolu medeniyetler tarihinin özeti niteliğindedir. İç Anadolu bozkırının bu devasa şehri üzerinde yükseldiği bereketli topraklar sayesinde tarımın ilk kez sistemli hale getirildiği ve yerleşik hayata geçişin sembolleştiği bir merkez olarak dünya tarihine adını yazdırmıştır. Geçmişten bugüne pek çok farklı imparatorluğun ve beyliğin egemenliği altına giren Konya her dönemde stratejik önemini korumuş ve bölgenin kültürel başkenti olma misyonunu hiçbir zaman yitirmemiştir.

İnsanlığın İlk Ayak İzlerinden Antik Dönem Medeniyetlerine

Konya Ovası üzerinde yapılan arkeolojik çalışmalar bölgedeki yaşamın günümüzden yaklaşık dokuz bin yıl öncesine kadar uzandığını kanıtlamaktadır. Çatalhöyük gibi dünya miras listesinde yer alan alanlar Neolitik dönemin en görkemli yerleşimleri olarak kabul edilirken insanoğlunun toprağı işleyerek yerleşik düzene geçtiği ilk noktalar arasında sayılmaktadır. Milattan önce yedi binli yıllarda başlayan bu yerleşim serüveni Kalkolitik dönemde Erbaba ve Karahöyük gibi merkezlerle devam etmiştir. Tarih sahnesinde sırasıyla Hititler ve Lidyalılar gibi Anadolu’nun kurucu güçleri bu toprakları idare etmiş milattan önce altıncı yüzyılda ise Pers İmparatorluğu’nun hakimiyeti bölgede hissedilmiştir. Büyük İskender’in seferleriyle şekillenen Helenistik dönem sonrasında ise Roma İmparatorluğu Konya’yı önemli bir eyalet merkezi haline getirerek şehrin altyapısını ve mimari dokusunu zenginleştirmiştir.

Bizans Ve İslam Ordularının Hakimiyet Mücadeleleri

Roma İmparatorluğu’nun bölünmesiyle birlikte Doğu Roma yani Bizans idaresinde kalan Konya milattan sonra dördüncü yüzyıldan itibaren Hristiyanlık için önemli bir merkez haline gelmiştir. Ancak şehrin stratejik konumu yedinci yüzyıldan itibaren doğudan gelen yeni güçlerin dikkatini çekmiştir. Sasanilerin geçici işgallerinin ardından Emevi ordularının akınlarına maruz kalan şehir onuncu yüzyıla kadar bir Bizans eyaleti olarak varlığını sürdürmüştür. Müslüman Arap ordularının bu topraklara düzenlediği seferler bölgedeki kültürel etkileşimi artırırken Konya’nın surları ve savunma hatları birçok kuşatmaya tanıklık etmiştir. Bu dönemde şehir hem dini hem de ticari yolların kesişim noktasında bulunması nedeniyle sürekli olarak el değiştirmiş ve farklı kültürlerin izlerini bünyesinde toplamıştır.

Antalyalılar dikkat! O mahallelerde sular kesilecek
Antalyalılar dikkat! O mahallelerde sular kesilecek
İçeriği Görüntüle

Malazgirt Zaferi Ve Anadolu Kapılarının Türklere Açılması

Konya’nın kaderini değiştiren en büyük dönüm noktası şüphesiz on birinci yüzyılda gerçekleşen Türk akınlarıdır. Malazgirt Zaferi’nden önce keşif amaçlı bölgeye gelen Selçuklu akıncıları Konya’nın coğrafi yapısını ve yerleşim potansiyelini yakından tanıma fırsatı bulmuşlardır. Sultan Alparslan’ın bin yetmiş bir yılında Bizans ordusuna karşı kazandığı mutlak zafer Anadolu’nun kapılarını ardına kadar Türklere açarken bölgenin yeni bir kimliğe bürünmesinin de önünü açmıştır. Zaferden sonra Alparslan tarafından Anadolu’nun fethiyle görevlendirilen komutanlar kısa sürede iç kısımlara doğru ilerlemişlerdir. Konya bu süreçte Anadolu’nun içlerine doğru yapılan ilerleyişin en kritik duraklarından biri olmuş ve Türk hakimiyetinin bu topraklarda kalıcı hale gelmesinde merkezi bir rol üstlenmiştir.

Kutalmışoğlu Süleyman Şah Ve Selçuklu Başkentinin Doğuşu

Anadolu Selçuklu Devleti’nin kurucusu olan Kutalmışoğlu Süleyman Şah Konya’nın fethini gerçekleştiren ve şehre Türk-İslam mührünü vuran lider olarak tarihe geçmiştir. Fetih tarihi konusunda bazı kaynaklar bin yetmiş iki yılını işaret etse de tarihçilerin büyük bir çoğunluğu bin yetmiş dört yılını esas almaktadır. İznik’in merkez olarak seçilmesinden sonra Konya’nın fethedilmesi devletin Anadolu’daki egemenlik alanını genişletmiş ve şehrin idari yapısını kökten değiştirmiştir. Selçuklu egemenliğine girmesiyle birlikte Konya sadece askeri bir karargah değil aynı zamanda medreseleri kütüphaneleri ve camileriyle bir ilim irfan merkezi haline gelmeye başlamıştır. Bu fetih süreci Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşması adına atılmış en devasa adımlardan biridir.

Muhabir: Zeki Ersin Yıldırım