Anadolu topraklarının tam kalbinde yer alan ve her köşesinde farklı bir medeniyetin izini taşıyan Kırşehir hem idari yapısındaki değişimlerle hem de geçmişten günümüze taşıdığı isimlerle Türkiye’nin en dikkat çekici şehirlerinden biri olma özelliğini koruyor. Bozkırın ortasında bir inci gibi parlayan bu kent tarih boyunca Hititlerden Bizanslılara Selçuklulardan Osmanlılara kadar pek çok imparatorluğun egemenliği altında kalmıştır. Şehrin bugünkü modern yapısına kavuşması kolay olmamış yüzyıllar süren bir isim dönüşümü ve sancılı bir il olma süreci yaşanmıştır. Kırşehir sadece bir yerleşim yeri değil aynı zamanda Türklerin bozkıra vurduğu mühürlerden biridir. Geçmişte Aquae Saravenas olarak anılan bu topraklar bugün sahip olduğu kültürel mirasla geçmişin ihtişamını geleceğe taşımaya devam etmektedir.
Antik Çağlardan Günümüze Kırşehir'in İsim Dönüşümü
Kırşehir’in kökenlerine inildiğinde tarih öncesi dönemlere kadar uzanan bir isim galerisiyle karşılaşmak mümkündür. Bilinen en eski kaynaklara göre Hititler döneminde bu bölge stratejik bir geçiş noktası olarak kullanılmış ve su kaynaklarının bolluğu sebebiyle dikkat çekmiştir. Roma ve Bizans dönemlerinde bölge Aquae Saravenas adıyla kayıtlara geçmiştir. Bu isim Latince ve yerel dillerin birleşimiyle suyla gelen bereket ve Saravena halkının bölgesi anlamlarını taşımaktaydı. Halk arasında Akova veya Saravena olarak da telaffuz edilen bu yerleşim merkezi zamanla ticaret yollarının kavşağı haline gelmiştir. On birinci yüzyıldan itibaren Türk boylarının Anadolu’ya akın etmesiyle birlikte kentin fiziksel özellikleri ismine ilham kaynağı olmuştur. Uçsuz bucaksız kırların ortasında bir kale gibi yükselen bu yerleşkeye Türkler doğrudan Kır Şehri demişlerdir. Bu tabir zamanla dildeki ses değişimleriyle bütünleşerek Kırşehir halini almış ve kentin değişmez kimliği olarak tescillenmiştir.
Cumhuriyet Öncesi Ve Sonrasında İdari Gelişim Basamakları
Kırşehir’in modern anlamda bir idari birim olma süreci on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında ivme kazanmıştır. Bin sekiz yüz altmış yedi yılında bucak statüsüyle yönetilen yerleşim birimi sadece iki yıl sonra ilçe kategorisine yükseltilmiştir. Şehrin stratejik öneminin artmasıyla beraber bin sekiz yüz yetmiş yılında sancak haline getirilmiş ve çevresindeki Avanos Keskin ve Çiçekdağı gibi önemli merkezleri bünyesine katarak bölgesel bir güç haline gelmiştir. Milli Mücadele yıllarında gösterdiği azim ve bağımsızlık aşkı Cumhuriyetin ilanıyla birlikte taçlanmıştır. Bin dokuz yüz yirmi bir yılında bağımsız bir mutasarrıflık olan bölge bin dokuz yüz yirmi dört yılında tam teşekküllü bir il statüsüne kavuşmuştur. Bu dönemde Mucur ve Hacıbektaş gibi tarihi öneme sahip ilçelerin de eklenmesiyle Kırşehir İç Anadolu’nun en önemli idari merkezlerinden biri olma konumunu pekiştirmiştir.
Siyasi Çalkantılar Ve İllik Hakkının Geri Alınma Süreci
Kırşehir’in tarihinde en dikkat çekici ve tartışmalı olaylardan biri kentin il statüsünün elinden alınmasıdır. Bin dokuz yüz ellili yılların siyasi atmosferinde yirmi Temmuz bin dokuz yüz elli dört tarihinde yürürlüğe giren altı bin dört yüz yirmi dokuz sayılı kanunla Kırşehir bir gecede ilçeye dönüştürülmüştür. Yeni kurulan Nevşehir iline bağlı bir ilçe yapılan Kırşehir’in sahip olduğu geniş topraklar komşu iller arasında paylaştırılmıştır. Bu düzenleme ile Çiçekdağı Yozgat’a bağlanırken Kaman Ankara’nın bir parçası olmuş Hacıbektaş Mucur ve Avanos ise Nevşehir’e dahil edilmiştir. Bu durum Kırşehir halkı arasında büyük bir üzüntü yaratmış ve kentin ekonomik gelişimine büyük bir darbe vurmuştur. Ancak kentin köklü geçmişi ve toplumsal iradesi bu karara karşı sessiz kalmamış sürdürülen yoğun bürokratik ve toplumsal çabalar meyvesini kısa sürede vermiştir.
Yeniden İl Oluş Ve Modern Dönem İlçe Yapılanması
Kırşehir’in il statüsünü kaybetmesinden yaklaşık üç yıl sonra adaletin yerini bulduğu bir gelişme yaşanmıştır. Bir Temmuz bin dokuz yüz elli yedi tarihinde kabul edilen yedi bin bir sayılı kanunla Kırşehir resmen yeniden il ilan edilmiştir. Bu yeni düzenleme ile şehir kendi öz evlatlarını adeta geri toplamış ve Ankara’ya bağlanan Kaman’ı Nevşehir’e verilen Mucur’u ve Yozgat’a devredilen Çiçekdağı’nı tekrar bünyesine katmıştır. Bin dokuz yüz kırk dört yılında katılan Kaman ilçesi ile birlikte Kırşehir yedi ilçeli bugünkü güçlü yapısının temellerini atmıştır. Bu tarihten sonra kent hem sanayi hem de kültürel alanda atağa kalkarak bozkırın ortasında bilim ve sanatın merkezi olma yolunda ilerlemiştir. Bugün Kırşehir sahip olduğu tarihi derinlik ve idari kararlılıkla Anadolu’nun en huzurlu ve gelişmiş şehirlerinden biri olarak anılmaya devam etmektedir.