Kaş ile Demre arasında, Kekova Adası’nın tam karşısında yükselen Simena Antik Kenti; tarih, doğa ve denizin birleştiği eşsiz bir Likya yerleşimi olarak dikkat çekiyor.

Simena’nın Kökeni: Likya Birliği’nin Sessiz Tanığı

Simena Antik Kenti, günümüzde Kaleköy olarak bilinen bölgenin tarih sahnesine çıktığı MÖ 4. yüzyıla uzanan köklü bir geçmişe sahip. Kaş ve Demre arasında, Kekova Adası’nın tam karşısındaki yarımada üzerine kurulan bu eşsiz yerleşim, Türkiye’de yalnızca denizden ulaşım sağlanabilen nadir antik kentlerden biri olmasıyla öne çıkıyor.

Simena’dan antik kaynaklarda ilk kez MS 1. yüzyılda Plinius söz eder. Kentin Likya Birliği'nde, Aperlai şehri tarafından temsil edildiği; Likya yazıtları ve Aperlai’de bulunan gümüş sikkelerle doğrulanmaktadır. Bu da Simena’nın Likya coğrafyasındaki siyasi ve kültürel önemini belirgin şekilde ortaya koyar.

Roma Dönemi ve Sular Altında Kalan Tarih

Roma egemenliği altındayken bile bağımsız statüsünü koruyan Simena, tarih boyunca geçirdiği büyük depremler nedeniyle kısmen suya gömülmüştür. Günümüzde Kekova’nın çevresinde görülen batık yapılar, antik çağda yaşanan sarsıntıların bölge üzerindeki etkisini açıkça yansıtır.

Kentin en dikkat çekici yapılarından biri, stratejik bir savunma noktası olan Simena Kalesi’dir. Orta Çağ’da da aktif biçimde kullanılan kale, hem çevreyi gözetleyen hem de deniz trafiğini kontrol eden bir konuma sahiptir.

Roma Hamamı, Antik Tiyatro ve Kültürel Miras

Simena’da görülen kalıntılar arasında, MS 79 yılına tarihlenen Roma hamamı önemli bir yere sahiptir. Hamamın kitabesinde yer alan,

ifadesi, kentin Roma ile olan bağlarını ve sosyal yaşamın niteliğini gözler önüne serer.

Kalenin zirvesine doğru ilerlerken ise kayaya oyulmuş, yaklaşık 300 kişilik antik tiyatro ziyaretçileri karşılar. Mütevazı boyutlarına rağmen tiyatronun konumu, Simena’nın kültürel hayatının canlılığını yansıtan en etkileyici örneklerden biridir.

Zonguldak’ta maden ocağında göçük: 3 işçi mahsur
Zonguldak’ta maden ocağında göçük: 3 işçi mahsur
İçeriği Görüntüle

Kale içinde ayrıca su sarnıçları, kaya mezarları ve tarih boyunca tapınak - kilise - cami olarak kullanılan çok katmanlı bir dini yapının kalıntıları yer alır. Bu yönüyle Simena, yalnızca bir antik kent değil, aynı zamanda medeniyetlerin birbirine eklemlendiği bir hafıza alanıdır.

Nekropol ve Likya Yazıtları

Kalenin kuzeydoğu bölgesinde uzanan geniş nekropol alanında, Likya’nın kendine özgü ev tipi mezarları hâkimdir. Bu mezarlardaki Likçe yazıtlar, bölgenin kültürel derinliğini ve tarihî kimliğini ortaya koyan en önemli kaynaklar arasında yer alır.

Antalya’nın eşsiz sahil şeridi üzerinde deniz yoluyla ulaşılabilen bu tarihi kent, her yıl yerli ve yabancı binlerce ziyaretçiyi Likya medeniyetinin büyüleyici atmosferiyle buluşturmaya devam ediyor.

Muhabir: Antalya Hakkında