Anadolu’nun batı kıyısında, denizin karayla en zarif buluşma noktasında yer alan İzmir, sadece coğrafi güzelliğiyle değil, taşıdığı ismin derin kökleriyle de tarihçilerin ve dil bilimcilerin ilgisini çekmeye devam ediyor. Şehrin günümüzdeki modern telaffuzu olan İzmir, aslında tesadüfi bir isimlendirme değil, tam aksine binlerce yıllık bir ses değişiminin ve kültürel etkileşimin son halkasını temsil ediyor. Antik dünyadan bu yana kesintisiz yerleşim yeri olma özelliğini koruyan nadir kentlerden biri olan bu coğrafya, ismini kuşaktan kuşağa, medeniyetten medeniyete aktarırken her dönemin dil yapısından birer izi bünyesine kattı. Yapılan etimolojik araştırmalar, kentin kimliğini oluşturan bu kadim ismin, Anadolu’nun tozlu raflarında saklı kalan pek çok farklı varyasyonunun bulunduğunu ve bu varyasyonların aslında tek bir ortak kökten beslendiğini net bir şekilde ortaya koyuyor.

Smyrna Kelimesinin Antik Dönemden Günümüze Ulaşan Ses Evrimi

Bugün dünya genelinde pek çok dilde kentin karşılığı olarak kullanılan Smyrna kelimesi, tarihsel belgelerde izlenebilen en güçlü ve en kalıcı form olarak karşımıza çıkıyor. Ancak Smyrna kelimesinin de gökten zembille inmediği, kentin çok daha erken dönemlerinde yerel ağızlarda farklı ses gruplarıyla anıldığı biliniyor. Bazı filolojik çalışmalar ve antik tabletlerdeki kayıtlar, kentin isminin daha ilk dönemlerinde Smira veya Lesmira gibi fonetik yapılarla telaffuz edildiğini iddia ediyor. Özellikle Ege Adaları ve Anadolu içlerinden gelen halkların dilleri arasındaki etkileşim, ismin bazen Zmirra bazen de İsmira şeklinde duyulmasına neden oldu. Bu ses çeşitliliği, kentin o dönemdeki kozmopolit yapısının ve bir ticaret merkezi olarak farklı dilleri konuşan insanları bir araya getirmesinin doğal bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Her bir isim varyasyonu, aslında o dönemdeki dilsel hakimiyetin ve bölgesel lehçelerin birer yansıması olarak tarih sayfalarına not düşüldü.

Arkaik Kayıtlarda Geçen Samorna Ve Smurna İsimlerinin Önemi

Kentin etimolojik kökenine dair yürütülen tartışmaların en ilginç noktalarından birini, arkaik dönemde kullanılan Samorna ve Smurna isimleri oluşturuyor. Bazı tarihçiler, bu isimlerin kentin henüz körfez kıyısına taşınmadan önceki dönemlerinde, yani Bayraklı sırtlarındaki ilk yerleşim aşamasında kullanıldığını savunuyor. Samorna isminin, bölgedeki yerli Anadolu halklarının dilinden gelen bir tını taşıması, kentin sadece bir Helen yerleşimi olmadığını, köklerinin çok daha eskilere, Luvi ve Hitit etkilerine kadar uzanabileceğine dair ipuçları veriyor. Smurna biçimi ise, daha çok kentin klasik dönemdeki ihtişamına giden yolda bir geçiş formu olarak kabul ediliyor. Bu isimlerin her biri, kentin sadece bir mekana verilen isim olmadığını, aynı zamanda o mekanın kutsallığını, ana tanrıça kültüyle olan bağını ve doğurganlığını simgeleyen derin anlamlar taşıdığını da gösteriyor.

Antalya’da yatırımcıların dikkatine: Merkezi konumda icralık dükkan satışa çıkıyor
Antalya’da yatırımcıların dikkatine: Merkezi konumda icralık dükkan satışa çıkıyor
İçeriği Görüntüle

Türklerin Anadoluya Gelişiyle Yaşanan Dilsel Dönüşüm Süreci

Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Türklerin Batı Anadolu’ya yerleşmesiyle birlikte, kentin binlerce yıllık ismi olan Smyrna, Türkçenin ses yapısına uygun hale getirilmek üzere yeniden yoğruldu. Türkçenin fonetik kuralları gereği, kelime başında yan yana gelen sessiz harflerin telaffuzu zorlayıcı bulunduğu için halk arasında kelimenin başına bir ünlü harf ekleme eğilimi gelişti. Bu doğrultuda, özellikle halk ağzında "İsmira" veya "İsmir" şeklinde telaffuz edilen kelime, zamanla daha akıcı ve yerleşik bir hal aldı. Osmanlı tahrir defterlerinde ve seyahatnamelerde kentin isminin bu geçiş formlarıyla anılması, dilin yaşayan bir varlık olarak nasıl evrildiğinin en canlı örneğini oluşturuyor. Smyrna’dan İsmir’e, oradan da bugünkü İzmir’e uzanan bu yolculuk, aslında bir kentin fethiyle birlikte isminin de millileştirilmesi ve yerelleştirilmesi sürecini kapsıyor.

Antik Kaynaklardan Modern İzmir Kimliğine Kalan Miras

İzmir’in isminin kökeni üzerine yapılan tartışmalar, sadece bir kelime oyunu değil, kentin kimlik inşasının temel taşıdır. Bugün "İzmir" dediğimizde, bu iki hecelik sözcüğün ardında Smira’nın masumluğu, Smyrna’nın ihtişamı ve Samorna’nın kadim bilgeliği yatıyor. Şehrin her bir antik taşı, bu isimlerin fısıltısını rüzgarla birlikte Kordon’a taşımaya devam ediyor. Tarih boyunca kullanılan bu isimlerin hiçbirinin tamamen yok olmadığını, aksine birbirinin içine geçerek bugünkü modern ismi beslediğini görebiliyoruz. İzmir, taşıdığı bu zengin isim mirasıyla, hem doğu hem de batı dünyasında tanınan, her iki kültüre de isminin sessel köprüleriyle bağlı olan yegane şehirlerden biri olma vasfını sürdürüyor. Geçmişin bu çok sesli isim korosu, modern kentin sokaklarında bugün hala kültürel bir melodi olarak yankılanmaya devam ediyor.

Muhabir: Zeki Ersin Yıldırım