Türkiye’nin turizm başkenti Antalya, yalnızca deniz, kum ve güneş üçlüsünden ibaret değil. Bu büyülü şehir, aynı zamanda koruma altındaki doğal ve tarihi alanlarıyla da dikkat çekiyor. İşte Antalya’nın gözlerden uzak, ama değeri paha biçilemez olan koruma altındaki cennetleri…
1. Patara Antik Kenti ve Kum Tepeleri
Kaş ile Fethiye arasında yer alan Patara, hem arkeolojik sit hem de doğal sit alanı olarak koruma altında. Antik dünyanın en önemli liman kentlerinden biri olan Patara, aynı zamanda Caretta Caretta deniz kaplumbağalarının da üreme alanı. 12 kilometrelik altın sarısı sahili ve rüzgarla şekillenen kum tepeleriyle tam bir doğa harikası.
2. Olympos ve Çıralı
Kemer ilçesine bağlı bu eşsiz bölge, tarihi kalıntıları, çam ormanları ve sahiliyle UNESCO standartlarında korunuyor. Çıralı sahili, Caretta Caretta’ların yumurtlama alanı olması nedeniyle yapılaşmaya tamamen kapalı. Aynı zamanda Olympos Vadisi ve Yanartaş (Chimera) gibi doğal zenginlikler de burada bulunuyor.
3. Suluada – Türkiye’nin Maldivleri
Adrasan açıklarında yer alan Suluada, berrak turkuaz suları ve kireçtaşı kayalıklarıyla “Türkiye’nin Maldivleri” olarak anılıyor. Hem karadan ulaşım olmaması hem de doğal dengesinin korunması için sınırlı ziyaretçi politikasıyla kontrol altında tutuluyor. Adada hiçbir tesis bulunmuyor.
4. Kaleköy (Simena)
Kaş ilçesinde, sadece deniz yoluyla ulaşılabilen Kaleköy, hem tarihi hem doğal sit alanı olarak koruma altında. Batık şehir kalıntıları, kale manzaraları ve taş evleriyle benzersiz bir atmosfer sunuyor. Yapılaşmaya izin verilmemesi sayesinde köy, yüzlerce yıllık dokusunu koruyor.
5. Köprülü Kanyon Milli Parkı
Manavgat ve Antalya arasında yer alan Köprülü Kanyon, rafting tutkunlarının vazgeçilmez rotası. 366 bin dekarlık alanı kaplayan milli park, nesli tükenme tehlikesindeki bitki ve hayvan türleriyle aynı zamanda biyolojik çeşitlilik açısından da kritik önemde. Alan, sıkı denetimle korunuyor.