Kral Attalos’un Arayışı


Efsaneye göre, Bergama Krallığı'nın ünlü kralı II. Attalos, askerlerine emir verir:
“Bana yeryüzündeki cenneti bulun!”


Kral, düşlediği ideal şehri inşa etmek için en güzel yeri aramaktadır. Komutanları ve keşif ekipleri, Anadolu’nun dört bir yanını dolaşır. Uzun bir arayışın ardından, Akdeniz’in masmavi sularının Toros Dağları’yla birleştiği, muhteşem doğal güzelliklere sahip bir bölgeye ulaşırlar.


Bu bölge, bugünkü Antalya’nın bulunduğu yerdir. Askerler, yemyeşil doğayı, parlak güneşi ve berrak denizi görünce, buranın kralın aradığı cennet olduğuna karar verirler ve hemen Kral Attalos’a haber gönderirler.

Kral Attalos, bölgeyi gördüğünde hayran kalır ve buraya bir şehir kurmaya karar verir. Şehrin adı da kralın onuruna konur: Attaleia. Zamanla bu isim, Antalya’ya dönüşerek bugünkü halini alır.


Efsaneye göre, şehrin bu kadar güzel olmasının nedeni, doğanın bizzat bu topraklara cenneti armağan etmiş olmasıdır. Güneşin her sabah Toros Dağları’ndan doğarak denizi altın rengine boyaması, bu inanışı pekiştirir.


Mitolojik Dokunuşlar


Efsane, sadece Kral Attalos’la sınırlı değil. Yunan mitolojisinin önemli figürlerinden olan tanrıça Artemis ve deniz tanrısı Poseidon’un, bu bölgeyi kutsadığına inanılır. Poseidon’un Antalya’nın masmavi sularına yaşam verdiği, Artemis’in ise Toros Dağları’nı koruyup yeşillendirdiği söylenir.


Bazı kaynaklar, Attaleia’nın sadece bir şehir değil, mitolojik bir cennetin yansıması olduğuna dair izler taşır. Bu nedenle, Antalya’nın güzelliklerinin mitolojik bir kökeni olduğu düşüncesi halk arasında sıkça dile getirilir.

Yorumlar
Editör Hakkında