Türkiye’nin güney kıyılarında keşfedilmeyi bekleyen saklı bir cennet daha gün yüzüne çıktı. Akdeniz’in kalbinde, gürültüden uzak, doğal dokusunu hâlâ koruyan ve yerel halkın "mavi gözlü ada" olarak andığı yer sonunda ilgi odağı oldu: Kekova Adası.
Yıllardır sessizliğini koruyan Kekova, son zamanlarda doğa severlerin, fotoğraf tutkunlarının ve izole tatil arayan gezginlerin yeni gözdesi hâline geldi. Kristal berraklığındaki turkuaz suları, batık şehir kalıntıları ve motorlu taşıt gürültüsünden tamamen uzak yapısıyla Kekova, adeta Akdeniz'in içindeki bir zaman kapsülü.
Antalya’nın Demre ilçesine bağlı olan Kekova Adası, karayla bağlantısı olmayan yapısı sayesinde tam anlamıyla motorlu yaşamdan uzak. Adada elektrik ve su ihtiyacı güneş panelleriyle ve yağmur sarnıçlarıyla karşılanıyor. Bu özellikleriyle sürdürülebilir turizm anlayışına en çok uyan yerlerden biri.
Kekova’yı benzersiz kılan en önemli detaylardan biri ise hemen kıyısında yer alan Batık Şehir. Antik Likya döneminden kalan bu yerleşim, bir deprem sonrası denizin içine gömülmüş. Şeffaf sulardan gözle görülebilen taş merdivenler, liman kalıntıları ve ev temelleri, Kekova'ya mistik bir hava katıyor.