Tezgahta “Finike” diye satılanların bir kısmı… Finike bile değil.

Kusura bakmayın ama bunu artık “pazarlama” diye yutturamazsınız.
Bu, düpedüz etiket oyunu.

Finike Portakalı; toprağıyla, suyuyla, iklimiyle bir kimliktir. Sen o kimliği alıp başka portakala giydiriyorsan, portakal satmıyorsun: Finike’nin turuncu madenini çalıyorsun.
Ve en acısı şu: Tüketici “Finike aldım” diye alıyor, tadı vasat çıkıyor. Sonra ne oluyor? İnsanlar “Finike o kadar da değilmiş” diyor. Yani hile yapan sadece müşteriyi değil, Finike’nin itibarını da harcıyor.

Bu iş böyle giderse Finike kaybeder. Üretici kaybeder. Tüketici kaybeder.
Kazanan kim olur? Sadece etiketi kullanan.

“Finike” diye satılan her portakala inanma!

Bir tezgâha bakıyorsun; “Finike” dolu.
E iyi de… Finike kaç tane? Bu kadar portakal gerçekten Finike’den çıkıyorsa, ülkenin narenciyesini tek başına karşılıyor olması lazım.

Demek ki ne var? Ad var, ürün yok.
Ve bu, küçük bir kurnazlık değil; haksız rekabet.

Gerçek Finike Portakalını nasıl yakalarsın? (5 net kontrol)

Tezgâhta “Finike” yazınca heyecanlanma. Şunu yap:

1. Kokla: Gerçek Finike kendini uzaktan belli eder. Koku yoksa soru işareti başlar.
2. Elinde tart: Boyuna göre ağır olmalı. Hafif portakal çoğu zaman hayal kırıklığıdır.
3. Kabuk hissine bak: Ne kalın zırh gibi, ne plastik gibi sert… Daha doğal durur.
4. Tat dengesi ara: Sadece şeker değil; aroma + ferahlık + tatlı-ekşi dengesi. Finike’yi özel yapan budur.
5. Kaynağını sor: “Abi Finike işte” cevap değil. Sorun şu: Nereden geldi? Etiketi var mı? İzlenebilirlik var mı? Cevap muğlaksa, “Finike” iddiası da muğlaktır.

Finike’yi değerli yapmak istiyorsak; laf değil, sistem

Finike Portakalı’nın övgüye değil, korumaya ihtiyacı var.
• Etiket/izlenebilirlik: “Finike” yazıyorsan üzerinde iz bırakacaksın: etiket, parti bilgisi, kaynak.
• Denetim ve caydırıcılık: Bu etiketi yanlış kullananın bedeli olmalı.
• Premium standart: Finike “en iri” diye değil; en dengeli, en aromalı, en kaliteli diye ayrılmalı.
• Katma değer: Reçel, marmelat, kabuk ürünleri, gastronomi eşleşmeleri… Finike sadece meyve değil; marka olmalı.

Antalya’ya ve Kurumlara Açık Çağrı

Burası Antalya. Narenciyede yüz akımız var. O zaman Finike’nin adı; pazarda, halde, tezgahta kimsenin keyfine göre kullanılamaz.

Antalya’daki ilgili kurumlara açık çağrımdır:
• “Finike” adıyla satış yapan her noktada izlenebilirlik zorunlu olsun: etiket, parti bilgisi, menşe.
• Hal ve pazar denetimleri “görüntü” denetimi olmasın; menşe iddiası denetlensin.
• “Finike” diye satıp Finike olmayan ürüne caydırıcı yaptırım uygulansın.
• Gerçek Finike’yi öne çıkaracak standardizasyon ve premium sınıflama hayata geçirilsin.
• Tüketici için net kural yayınlansın: “Etiketsiz izlenemez ürün, menşe iddiası taşıyamaz.”

Çünkü bu mesele portakal meselesi değil.
Bu mesele Antalya’nın itibarı, Finike’nin emeği ve tüketicinin sofrasına giren helal kazanç meselesi.

Bugün ses çıkarmazsak yarın “Finike” adı, sadece bir tabela kelimesine döner.
Ben razı değilim. Antalya razı olmasın. Kurumlar razı olmasın.

Finike’nin turuncu madenini çaldırmayın. Finike’yi koruyun.