2025 yılının sonunda faiz oranları, hem bireylerin yatırımlarını hem de işletmelerin kredi stratejilerini doğrudan etkileyen en kritik başlıklardan biri haline geldi. Enflasyonun uzun süre yüksek seyretmesi, Merkez Bankası’nın sıkı para politikası uygulaması ve küresel ekonomik belirsizlikler, 2026 yılına ilişkin faiz beklentilerini daha da önemli hale getiriyor.

Faiz oranlarının geleceğini anlamak ve olası senaryolara göre yatırım planı oluşturmak isteyen kullanıcılar hesap.com’un faiz oranı hesaplama aracını kullanabilir. Bu araç sayesinde yatırımcılar, faiz indirimlerinin veya artışlarının kişisel mevduat kazançlarını nasıl etkileyeceğini kolayca görebiliyor.
2025’ten 2026’ya Geçerken Ekonomik Görünüm
Ekonomistler, 2026 yılında faiz oranlarının seyrini belirleyecek üç ana faktöre dikkat çekiyor: enflasyonun kalıcılığı, büyüme hızındaki yavaşlama ve küresel para politikalarının yönü. Türkiye özelinde bakıldığında, 2025’in ikinci yarısından itibaren iç talepteki yavaşlama faiz indirimine alan açabilir. Ancak birçok uzmana göre bu adımın erken atılması, fiyat istikrarı hedefini zayıflatabilir.
- Prof. Dr. Özgür Demirtaş, “Türkiye sonbaharda faiz indirmek durumunda kalacak” değerlendirmesiyle bu sürecin kaçınılmaz olduğunu savunuyor.
- Buna karşın Prof. Dr. Emre Alkin, Merkez Bankası’nın hâlâ enflasyonla mücadele aşamasında olduğunu hatırlatarak “faiz indirimi için erken” uyarısında bulunuyor.
Ekonomistler arasındaki bu görüş farkı, 2026’nın hem yatırımcılar hem de tasarruf sahipleri için kritik bir geçiş yılı olacağını gösteriyor.
Uzmanların 2026 Yorumları: Faiz İndirimi Olasılığı ve Etkileri
2026 yılına yaklaşırken ekonomistler arasında ortak bir nokta var: faiz oranlarının seyri, yalnızca Merkez Bankası’nın kararıyla değil, enflasyonun kalıcılığı ve küresel sermaye akışlarının yönüyle de belirlenecek.
- Prof. Dr. Selva Demiralp, faiz indirimi ihtimalinin ancak kalıcı fiyat istikrarı sağlandığında mümkün olabileceğini vurguluyor. “ Enflasyon beklentilerindeki düşüş, güven artışından değil, ekonomik yavaşlamadan kaynaklanıyor.” diyerek, faiz indirimine temkinli yaklaşılması gerektiğini belirtiyor.
- Benzer şekilde deneyimli ekonomist Uğur Gürses, “faizi enflasyonun altına düşürmek, tasarruf sahipleri için zararlıdır” diyerek erken indirimin finansal istikrara zarar verebileceğini söylüyor. Gürses’e göre faiz oranlarının düşmesi, kısa vadede kredi genişlemesini desteklese de uzun vadede döviz kurları ve fiyat istikrarı üzerinde baskı yaratabilir.
Ekonomi yazarı Murat Muratoğlu ise farklı bir açıdan yaklaşıyor. Ona göre, faizlerin yüksek kalması krediye erişimi sınırlarken, düşük faiz ortamı kontrolsüz tüketim riskini beraberinde getiriyor. Bu nedenle 2026’da dengeli bir para politikası izlenmesi gerektiğini savunuyor.
Uzmanların bu yorumları, 2026’da faizlerin düşmesinin yalnızca ekonomik göstergelere değil, aynı zamanda güven ortamına ve politika istikrarına bağlı olacağını gösteriyor.
Bireysel Yatırımcı Davranışlarıyla Şekillenen Trendleri Takip Etmek Önemli
Faiz oranlarının seyri sadece makro göstergelere değil, bireysel yatırımcı davranışlarına da yön veriyor. 2025 boyunca mevduat sahiplerinin kısa vadeli hesaplara yönelmesi, bankaların faiz politikalarını doğrudan etkiledi. Uzmanlar, 2026’da yatırımcıların bu eğilimini sürdürmesinin olası olduğunu belirtiyor. Çünkü belirsiz dönemlerde, uzun vadeli bağlayıcı yatırımlar yerine esnek pozisyon almak daha güvenli görülüyor.
Prof. Dr. Emre Alkin, bu noktada yatırımcılara “faiz indirimi beklentisiyle hareket etmek yerine mevcut getiriyi koruyacak stratejilere odaklanın” önerisini yapıyor. Aynı şekilde Uğur Gürses de “faiz dalgalanması dönemlerinde sabit gelirli enstrümanları çeşitlendirmek” gerektiğini vurguluyor.
Yani 2026, faiz indirimi tartışmalarının gölgesinde geçse de, doğru plan yapan yatırımcılar için fırsat yılı olabilir.
Faiz İndirimi Ne Zaman Gelebilir? Yatırımcılar Ne Yapmalı?
Ekonomistler, 2026’da olası bir faiz indiriminin zamanlamasının tamamen enflasyonun kalıcılığına ve Merkez Bankası’nın güven politikasına bağlı olduğu konusunda hemfikir. Eğer yılın ilk yarısında enflasyon belirgin biçimde düşerse, faizlerde sınırlı bir gevşeme gündeme gelebilir. Ancak enflasyon hâlâ hedef aralığın üzerinde kalırsa, faizlerin sabit tutulması ya da küçük artışlarla yılın tamamına yayılması bekleniyor.
Uzmanlara göre yatırımcılar bu dönemde panik yerine planlı hareket etmeli. Kısa vadeli mevduat tercihleri, faiz dalgalanmalarına karşı esneklik sağlarken, uzun vadeli sabit faizli hesaplar mevcut getiriyi korumaya yardımcı olur. Özellikle bireysel yatırımcılar için, farklı bankaların faiz oranlarını karşılaştırmak büyük avantaj yaratır.
Bilinçli Hareket Eden Kazanır
2026 yılı, faiz politikalarının yeniden dengeleneceği bir dönem olacak gibi görünüyor. Faiz indirimi mümkün olsa da bu adımın erken gelmesi hem fiyat istikrarını hem yatırımcı güvenini zedeleyebilir. Uzmanlar - Prof. Dr. Özgür Demirtaş, Emre Alkin, Selva Demiralp ve Uğur Gürses başta olmak üzere - aynı noktada birleşiyor: “Ekonomi politikasında sabır, finansal güvenin anahtarıdır.”



