Türk-İslam dünyasının büyük müfessiri Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, ilmî birikimi, zarif hat sanatı ve Kur’an tefsiriyle asırlardır süregelen bir mirasın temsilcisidir.
İlim ve Hikmetle Yoğrulmuş Bir Hayat
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır (1878-1942), Osmanlı’nın son döneminden Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzanan bir dönemde yaşamış, İslam düşüncesinin en seçkin âlimlerinden biridir. Hocası Kayserili Mahmud Hamdi Efendi’ye nispetle “Küçük Hamdi” olarak anılan Yazır, İslam dünyasında en çok “Hak Dini Kur’an Dili” adlı tefsiriyle tanınmaktadır. Bu eser, yalnızca bir tefsir değil, aynı zamanda Türkçenin en zengin dini metinlerinden biri olarak kabul edilir.
Kökleri İlimle Beslenen Bir Aile
Antalya’nın Elmalı ilçesine bağlı Kar Yağdı Mahallesi’nde dünyaya gelen Yazır, köklü bir ilim geleneğine sahip bir ailenin çocuğuydu. Annesi Fatma Hanım, Sarılarlı Mehmed Efendi’nin kızı; babası ise bölgenin saygın alimlerinden Hoca Numan Efendi idi. Her iki soyda da din ve bilimle yoğrulmuş bir miras bulunmaktaydı.

İlk Eğitim Yılları ve Hat Sanatına Tutkusu
Küçük yaşta Kur’an-ı Kerim’i hıfzederek hafız olan Yazır, ilk eğitimini memleketinde tamamladıktan sonra dayısı Mustafa Zekai Efendi’nin rehberliğinde İstanbul’a giderek Süleymaniye Medresesi’ne kaydoldu. Medrese eğitimi boyunca sadece dini ilimlerle değil, aynı zamanda güzel sanatlarla da ilgilenmiş; Bakkal Arif Efendi’den sülüs-nesih, Sami Efendi’den ta’lik ve celi sülüs hat çeşitlerini öğrenmiştir. Bu yönüyle o, ilim kadar estetiğe de değer veren bir alim olarak öne çıkmıştır.
İlim Yolculuğu ve Akademik Başarıları
1906 yılında Ders-i Âm icazetini alarak medrese eğitimini tamamlayan Yazır, kısa sürede dönemin saygın ilim kurumlarında görev almıştır. Mülkiye Mektebi’nde Ahkâm-ı Evkaf ve Arazi derslerini, Mekteb-i Kuzat’ta Fıkıh derslerini vermiştir. Ayrıca Darü’l-Hikmet’il-İslamiye üyeliği ve başkanlığı görevlerinde bulunarak İslam düşüncesine yön veren kararların içinde yer almıştır.
Siyaset Arenasında Bir Âlim
II. Meşrutiyet’in ilanı sonrasında siyasete atılan Elmalılı, Antalya mebusu olarak Meclis-i Mebusan’da görev almıştır. I. Dünya Savaşı sonrasında ise Evkaf Nazırlığı ve Ayan üyeliği gibi önemli bürokratik pozisyonlarda bulunarak devlet yönetiminde aktif rol oynamıştır.
Cumhuriyet Döneminde Sessiz Bir Mücadele
Cumhuriyet’in ilanından sonra bir süre İstiklal Mahkemesi tarafından yargılanmış, ancak beraat ederek özgürlüğüne kavuşmuştur. Ardından Medresetü’l-Mütehassısîn’de mantık dersleri vermeye devam etmiş, medreselerin kapatılmasının ardından İstanbul’daki evinde ilmî çalışmalarını sürdürmüştür. Hayatının son döneminde, Kur’an tefsiri, felsefe, mantık, hukuk ve edebiyat alanlarında üretkenliğini korumuştur.
“Kur’an’ı anlamak, onu yalnızca okumakla değil; akıl, kalp ve vicdanla kavramakla mümkündür.” – Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır
Çok Yönlü Bir Bilginin Mirası
Elmalılı, yalnızca bir müfessir değil, aynı zamanda bir hat üstadı, şair, müzisyen ve çok dilli bir entelektüeldi. Arapça, Farsça ve Fransızca dillerini ileri düzeyde bilmekteydi. Yazır’ın kaleme aldığı eserler, hem dini hem felsefi derinliğiyle öne çıkmış ve Türk düşünce hayatına yön vermiştir.
Vefatı ve Sonsuzluk Yolculuğu
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, 27 Mayıs 1942 tarihinde İstanbul Erenköy’deki evinde Hakk’ın rahmetine kavuştu. Cenazesi, Sahrayıcedid Mezarlığı’nda babasının yanına defnedilmiştir. Onun ardından kalan eserler, İslam dünyasında hâlâ rehber niteliğini korumaktadır.
Başlıca Eserleri
Basılı Eserleri:
- Hak Dini Kur’an Dili (9 Cilt – En kapsamlı tefsir çalışması)
- Tahlili Tarihi Felsefe, Metalib ve Mezahip (Fransızca’dan tercüme edilmiş, açıklama ve dipnotlarla zenginleştirilmiştir)
- İrşadü’l-Ahlaf fi Ahkami’l-Evkaf
- Sefer Bahsi Risalesi
Basılmamış Eserleri:
- Suni Mantık
- Usul-i Fıkıh
- Hukuk Kamusu (Tamamlanamamıştır)
- Divan (Şiirlerini içeren eseri)
Elmalılı’nın “Hak Dini Kur’an Dili” adlı eseri, bugün dahi hem akademik çevrelerde hem halk arasında en güvenilir tefsir kaynaklarından biri olarak kabul edilmekte, Kur’an’ın diline dair en derin yorumlardan birini sunmaktadır.




