Bursa şehri Anadolu coğrafyasının en köklü yerleşim merkezlerinden biri olarak binlerce yıllık bir zaman dilimini kucaklayan derin bir geçmişe sahiptir. Modern görünümünün altında yatan katmanlar incelendiğinde kentin kimliğini oluşturan temel taşların çok eski medeniyetlerin izlerini taşıdığı görülmektedir. Marmara Denizi’nin güney kıyıları ile Uludağ’ın etekleri arasında kalan bu verimli topraklar insanlık tarihinin her döneminde stratejik bir önem arz etmiştir.
Şehrin bugünkü adının kökeni ve yerleşik düzene geçiş süreci rastlantısal bir gelişme değil aksine büyük göçlerin ve askeri dehaların bir ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır. Bölgenin coğrafi yapısı savunmaya elverişli yükseltileri ve su kaynaklarının bolluğu ile antik çağlardan itibaren cazibe merkezi haline gelmiştir. Bursa’nın hikayesi sadece bir yerleşim yeri kurmak değil aynı zamanda bir kültürel mirasın temellerini atmak üzerine kurgulanmıştır.
Bitinya Bölgesinin Etnik Yapısı ve Göç Hareketleri
Bursa ve çevresinin tarih sahnesine çıkışı milattan önce yedinci yüzyılda başlayan büyük bir demografik değişimle yakından ilişkilidir. Bu dönemde Balkanlar üzerinden Anadolu’ya yönelen göç dalgaları bölgenin kaderini sonsuza dek değiştirmiştir. Trak kökenli bir halk olan Bithynler bu topraklara gelerek kendi kültürlerini ve yaşam biçimlerini buraya taşımışlardır. Bu yerleşim sürecinin ardından bölge tarih kitaplarında Bitinya adıyla anılmaya başlanmıştır.
Bithynlerin bu stratejik konumu tercih etmeleri tesadüf değildir. Verimli ovalar ve gür ormanlarla kaplı bu saha tarım ve hayvancılık için eşsiz imkanlar sunarken aynı zamanda deniz ticareti yollarına yakınlığıyla da dikkat çekmektedir. Bitinya dönemi Bursa’nın daha sonraki yüzyıllarda bir şehir devletine ve ardından imparatorlukların gözbebeği haline gelmesine zemin hazırlayan ilk büyük yapılanma evresidir.
Kral Prusias ve Şehrin Temellerinin Atılması
Şehrin asıl kurucu figürü olarak kabul edilen isim milattan önce 232 ile 192 yılları arasında hüküm süren Bitinya Kralı Birinci Prusias’tır. Tarihsel kayıtlar ve arkeolojik bulgular şehrin kuruluşunu doğrudan bu hükümdarın vizyonuna bağlamaktadır. Prusias kendi adından yola çıkarak kente Prusa ismini vermiş ve bugünkü Bursa kalesinin bulunduğu Hisar bölgesini merkez olarak seçmiştir.
O dönemde kale içine kurulan pazar yerleri ve idari yapılar şehrin çekirdeğini oluşturmuştur. Şehrin inşası sırasında Kartacalı ünlü komutan Hannibal’ın da fikirsel katkıda bulunduğu yönündeki rivayetler bu kuruluş öyküsünü daha da çarpıcı kılmaktadır. Kral Prusias şehri kurarken bölgenin savunma hattını güçlendirmiş ve kaleyi aşılması güç surlarla çevirmiştir. Bu askeri tahkimat Bursa’nın yüzyıllar boyunca sürecek olan güvenliğini sağlayan ana unsur olmuştur.
Roma Hakimiyeti ve Olympos Prusası Dönemi
Bitinya Krallığı’nın ardından bölge Roma İmparatorluğu’nun egemenliğine girince Bursa yeni bir kimlik ve isim kazanmıştır. Romalılar şehri doğanın ve mitolojinin bir parçası olarak görerek ona Prusa ad Oliympium yani Olympos Bursa’sı adını vermişlerdir. Burada bahsedilen Olympos bugün Uludağ olarak bildiğimiz ve antik çağlarda tanrıların mekanı olarak kabul edilen görkemli dağdır. Roma döneminde şehir sosyal ve mimari açıdan büyük bir gelişim göstermiştir. Şifalı termal suların varlığı Romalıların buraya görkemli hamamlar ve dinlenme alanları inşa etmesini sağlamıştır.
Kentin fiziksel sınırları Hisar bölgesinden dışarıya doğru taşmaya başlamış ve kamu binaları ile tiyatrolar gibi Roma mimarisinin tipik örnekleri şehrin siluetine eklenmiştir. Bu dönemde Bursa sadece bir askeri üs değil aynı zamanda bölgenin en önemli sağlık ve ticaret merkezlerinden biri konumuna yükselmiştir.
Antik Mirasın Günümüze Ulaşan Sessiz İzleri
Bursa’nın kuruluşundan Roma ve Bizans evrelerine kadar uzanan bu uzun yolculuk şehrin her sokağında ve taşında hissedilmektedir. Hisar bölgesi bugün hala antik kentin merkezini temsil eden sur kalıntıları ve dar sokaklarıyla tarihsel bir açık hava müzesi niteliğindedir. Olympos’un gölgesinde büyüyen bu şehir kökenindeki Bitinya ruhunu ve Roma zarafetini modern dokusuyla harmanlamayı başarmıştır. Şehrin isminin Prusa’dan Bursa’ya dönüşümü dillerin ve kültürlerin birbirini nasıl etkilediğinin en somut kanıtıdır.
Bitinya halkının göçleriyle başlayan Kral Prusias’ın ellerinde şekillenen ve Roma ihtişamıyla taçlanan bu tarihsel süreç Bursa’yı bugünkü kadim ve vakur duruşuna ulaştırmıştır. Toprağın derinliklerinde saklı kalan sütun başlıkları surlar ve antik su yolları Bursa’nın geçmişten geleceğe uzanan hikayesini anlatmaya devam etmektedir. Bu miras Bursa’nın sadece bir yerleşim yeri değil aynı zamanda bir medeniyetler beşiği olduğunun kanıtıdır.