Türkiye genelinde giderek artan kaçak kat sorunu, güvenlik riskiyle birlikte şehir estetiğini de tehdit ediyor. Antalya ise bu konuda başı çeken illerden biri. İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Antalya Şube Başkanı Mehmet Soner Akdoğan, kaçak yapılaşmanın sadece yasal bir ihlal değil, aynı zamanda ciddi bir can güvenliği sorunu olduğunu vurguladı. Akdoğan, vatandaşlara bu yanlıştan dönme çağrısında bulunarak yetkililere de denetim mekanizmalarını güçlendirme uyarısında bulundu.

İmar affı kültürü vatandaşı yanlış yönlendiriyor

İMO Başkanı Mehmet Soner Akdoğan, Türkiye’de yıllardır süregelen imar aflarının vatandaşta yanlış bir algı oluşturduğunu belirterek,

“1948 yılından başlayarak defalarca imar affları olmuş bu ülkede. En sonunda 2018 yılında Türkiye'nin en büyük imar barışı kampanyası yapılmış. Vatandaş şunu diyor, yani 'Biz yapalım, bir şekilde devlet bizi affediyor zaten.' Biz burada imar affını sağlıyoruz ve imar barışı sağlanıyor ve vatandaş aslında daha fazlasını istiyor”

diye konuştu.

“Antalya kaçak yapılar konusunda zirvede”

Antalya’nın kaçak yapılaşmada en riskli iller arasında yer aldığını belirten Akdoğan, durumu şu sözlerle değerlendirdi:

Antalya'da çiçekçiler sevgililer günü mesaisine hazır
Antalya'da çiçekçiler sevgililer günü mesaisine hazır
İçeriği Görüntüle
“Antalya kaçak yapılar noktasında belki de Türkiye'de zirvede yer alıyor. Çünkü burada rant çok yüksek, konut sıkıntıları var. Öbür taraftan vatandaşın daha fazlayı alma arzusu var. Böyle bir şehirde kaçak yapılaşmanın olması işler acısı. Ancak bizim inşaat mühendisleri olarak endişelerimizden bir tanesi güvenlik zafiyeti. Yani bugün projesinde olmayan hesapları, hesaplara alınmamış ekstra yükler kat ilave edilmek suretiyle yapılıyor. Ve vatandaş bu tehlikenin farkında değil. Ben dönem dönem inşaatlarda yapılan usulsüzlüklerle, uygulama yanlışlarıyla, kaçak yapılarla ilgili paylaşım yapıyorum. Burada hemen bana bir yorum yapıyor. 'Ancak garibanla uğraşın' diye. Burada bir garibanla bir derdimiz yok. Bu vatandaşlarımız, nasıl bir tehdit ve nasıl bir risk altına kendilerini attıklarının farkında değiller”

ifadelerini kullandı.

“Fazladan bir kat bile yapıyı zayıflatıyor”

Kaçak katların binalarda ciddi yapısal risklere yol açtığını dile getiren Akdoğan, teknik açıdan büyük bir tehlikeye dikkat çekti.

“Hiç hesaplarda olmayan fazladan bir kat var. Şimdi bu katın bir deprem anında bir deprem yaşamadan dahi ekstra gelen yükler neticesinde yapıya hasar verme ve sizin kendinizi, sevdiklerinizi ya da kendi kiracılarınızı ya da yakınlarınızı risk altına atmanıza sebebiyet veriyor. Yani bugün geçmişi 10 yıl olan, 15 yıl olan gecekondulardan dönüşmüş mahallelerimiz yine bir gecekondu havasında ve gecekondu mahallesi gibi görünmekte. O anlamda buradan vatandaşlarımıza biz bu konuda duyarlı ve bilinçli olmaya davet ediyoruz”

“Yetkililer şikayet beklemeden harekete geçmeli”

Yetkililere de çağrıda bulunan Akdoğan, mevcut denetim sisteminin yetersizliğine şu sözlerle dikkat çekti:

“Bizde en büyük sıkıntılardan bir tanesi de bir şikayet olmadığı zaman ilgili idareler bir işlem yapmıyor. Yani bir kaçak yapılaşma varsa bununla ilgili işlem yapabilmesi için, yapmaları için daha doğrusu bir şikayetinin söz konusu olması lazım. Ama herkesin gözü önünde güpegündüz vatandaş kat çıkıyor ve bunun idaresi de, il müdürlüğü de hiçbir işlem yapmıyor. Yani burada esasında şikayeti beklemeyip, çevre kirliliği, görüntü kirliliği, imar kirliliği ve bunun üzerine bir de deprem güvenliği açısından tehdit oluşturan hususta, ilgili idarelerin üzerlerine düşen sorumlulukları yapmaları gerekiyor. 2018 yılındaki İmar Barışı Yasası çıktığında, burada bir madde vardı. Maddede de diyor ki, 'Yapının deprem güvenliği hak sahibine aittir. Ve bunun neticesinde de devletin hiçbir sorumluluğu yok' yazıyordu. Anayasa Mahkemesi 23 Temmuz 2024 tarihinde bunu iptal etti. Yani bugün kamu görevlileri, 'Bir kaçak yapı yapıldı. Ya bizim haberimiz yoktu ve bizde bununla ilgili de bir şikayet gelmedi. Biz bununla ilgili bir işlem yapmadık. O yüzden bizim bir suçumuz yok' diyemeyecekler”

ifadelerini kullandı.

"Bir kumaştan hem elbise hem pantolon çıkmaz!"

Akdoğan, yapı üretim sürecinde herkesin yasalar çerçevesinde hareket etmesi gerektiğini vurguladı ve durumu çarpıcı bir benzetmeyle anlattı:

“Yani mimarlar yapı üretirken iskandan sonra olabileceklere göre tasarım yapıyorlar. Mimar arkadaşlarımız üniversitelerde eğitimleri bunun için almadı. Ya da inşaat mühendisleri de yapı yaparken iskandan sonra oluşabilecek düzenlemelere göre tasarım yapmamalı. Bugün bir terziye bir elbise verdiyseniz ve bu elbiseden bir gömlek çıkıyorsa, bundan bir de pantolon çıkartmaya çalışmıyordur herhalde. Ama bizde baktığın zaman sizde bir tane kumaş var ve bu kumaştan her şeyi yapmak istiyorsunuz. Ama burada herkes yasa ve yönetmeliklere uyarsa ve bunun da denetimle ancak bu sağlanabilir”

Muhabir: İlayda Zeybek