Akdeniz medeniyetlerinde aşk, güzellik ve cinselliğin simgesi olan Aphrodite, Roma’da Venus olarak da anılmıştır.
Aphrodite, deniz köpüklerinden doğduğu için bu adı almıştır ve antik dünyada aşk ile güzelliğin tanrıçası olarak kabul edilir. Homeros’a göre Zeus ile Okeanos’un kızı Dionenin çocuğu, Hesiodos’a göre ise denizin köpüklü dalgalarından doğmuştur. Yanında çoğu zaman Eros bulunur ve özellikleri gereği genellikle çıplak olarak tasvir edilir.
Mitolojideki Rolü
Aphrodite, dünyanın en çekici kadınlarını gösterebilen büyülü bir meme ile tanınır; bu özellik Hera tarafından bile Zeus'u baştan çıkarmak için kullanılmıştır. Antik dönemde, en geç İ.Ö. 5. yüzyıl sonunda Pedrita adıyla Lykia pantheonunda yerini almıştır. Ksanthos yazıtlarında da tanrıçaya adanmış altarlardan söz edilmektedir.
Arkeolojik Kanıtlar ve Antik Heykeller
Limyra ve Patara kazılarında bulunan Aphrodite heykelleri ve Myra Tiyatrosu sahne binasının dış frizinde yer alan kabartmalar, tanrıçanın Roma Dönemi’ndeki yaygın varlığını doğrular. Xntabura mezarında çıkan pişmiş toprak protom ve Phellos Kheriga sikkeleri, Lykia’daki varlığını bir kez daha belgelemektedir.
Antik Dünyada Aphrodite Kültü
Anadolu ve Antalya bölgesinde de sevilen bir tanrıça olan Aphrodite, Aphrodisias gibi adını taşıyan antik kentlerde kültüyle yaşatılmıştır. Klasik Dönem’de tanrıçanın tapınakları ve heykelleri, sonraki dönemlerde de sanat ve mitolojide önemini korumuştur.