Yaşam

Antalya'nın Unutulmuş El Sanatları: Oya Örücülüğü

Antalya’da bir zamanlar kadınların el emeğiyle ürettiği oyalar, bugün unutulmaya yüz tutmuş geleneksel el sanatlarının başında geliyor.

Abone Ol

Oya örücülüğü, renkli ipliklerin tığ, mekik, iğne veya firkete aracılığıyla örülmesiyle ortaya çıkan ince işçilikli bir dantel sanatıdır. İki ya da üç boyutlu olarak işlenebilen oyalar, zarif görünümleriyle hem estetik hem de işlevsel bir değere sahiptir. Bu sanat, Anadolu’nun birçok bölgesinde olduğu gibi Antalya’da da özellikle kadınların el emeğinin ve kültürel yaratıcılığının bir simgesi olmuştur.

Oyalar, yapıldıkları araca göre farklı isimler alır. Buna göre mekik oyası, tığ oyası, iğne oyası ve firkete oyası en bilinen türlerdir. Kullanılan malzemeye göre ise çeşitlenir: mum oyası, boncuk oyası, püskül oyası, koza oyası, çaput oyası gibi örnekler, hem estetik hem de malzeme kullanımındaki yaratıcılığı gözler önüne serer.

Antalya’da özellikle genç kızlar tarafından üretilen oyalar, uzun yıllar boyunca çeyizlerin vazgeçilmez parçaları arasında yer almıştır. Oyalar; başörtüsü kenarlarında, giysilerde, masa ve sehpa örtülerinde, havlu süslemelerinde yaygın şekilde kullanılmıştır. Bunun yanı sıra modern dönemde, oyaların takı tasarımı gibi yeni kullanım alanlarına da uyarlanabildiği görülmektedir.

Oyalar yalnızca bir süsleme aracı değil, aynı zamanda duyguların ve toplumsal mesajların bir ifadesi olarak da işlev görmüştür. Renkler, desenler ve kullanılan teknikler, bazen bir duyguyu, bazen bir sosyal statüyü, bazen de bir dönemin estetik anlayışını yansıtmaktadır. Bu yönüyle oya örücülüğü, Antalya kültürünün sözsüz anlatım biçimlerinden biri olarak değerlendirilebilir.

Bugün unutulmaya yüz tutan bu geleneksel el sanatı, Antalya’nın kültürel zenginliğinin önemli bir mirasıdır. Yeniden canlandırılması, hem kadın emeğinin değerlenmesine hem de yerel kültürün yaşatılmasına katkı sağlayacaktır.