Antalya, son günlerde yaşanan art arda depremlerle Türkiye gündeminin üst sıralarına yerleşti. Kent genelinde hissedilen sarsıntılar, bölgenin depremsel gerçeklerini bir kez daha gündeme taşıdı. Antalya Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Mustafa Karancı, meydana gelen depremlerin nedenlerine, Antalya’nın tarihsel deprem geçmişine ve olası risklere ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

Art arda gelen sarsıntılar endişeyi artırdı

Başkan Karancı, Antalya’da son günlerde yaşanan depremleri şu sözlerle aktardı:

"8 Aralık gecesi Antalya- Konyaaltı merkezliği yaklaşık 21 kilometre derinliğinde 4.3 büyüklüğünde bir depremle uyandık Antalya olarak. Daha sonrasında biz bunun etkisini atamadan bunun üzerine konuşmalar yaparken Bu defa Aksu bölgemizde Topallı bölgesinde Yerin yaklaşık 95 kilometre derinliğinde 4.9 büyüklüğünde ikinci bir deprem meydana geldi"

Antalya’nın tarihinde 7’nin üzerinde depremler var

Antalya’nın deprem geçmişinin sanılandan daha ciddi olduğuna dikkat çeken Karancı, geçmişte de büyük depremler olduğuna dikkat çekerek,

"Geçmişine baktığında Antalya'nın gerçekten 7'nin üzerinde depremler meydana gelmiş. Antin kentlerimiz bu noktada hasar almış. Dolayısıyla bu depremler günümüzde de devam ediyor. Buna sebep olan başlıca unsurlardan bir tanesi Akdeniz açıklarına baktığımızda Körfez'in içerisinde Afrika levhasının Anadolu levhasının altına daldığını biliyoruz. Dalma batma zonları günümüzde en büyük deprem üretebilecek potansiyele sahip Fay zonlarıdır ki Antalya'da bunlardan etkileniyor, etkilenecektir de. Dolayısıyla Aksu'daki fayımızın 95 kilometre derinde meydana gelen depremin en büyük sebebini de bu dalma batma zonu olarak görüyoruz. Geçmişinde Antalya'nın bu tarz büyük depremler var"

ifadelerini kullandı.

"Zemin gerçeği göz ardı edilemez"

Yerleşim alanlarının zemin özelliklerine dikkat çeken Karancı, yapılaşma sürecinde ciddi riskler bulunduğunu vurgulayarak,

"Bugün Antalya'ya baktığımızda yerleşim yerlerine baktığımızda örneğin Kumluca gibi Finike gibi yer altı suyu seviyesinin yüzeye çok yakın olduğu bölgelerde imara açılmış alanlar görüyoruz ve burada yüksek katlı yapılar görüyoruz. Burada en kaliteli yapıyı da üretebilirsiniz ama zemin parametrelerini zemin değerlerini bilmezseniz bu yapının sağlıklı olduğunu, güvenilir olduğunu iddia edemezsiniz diye düşünüyorum. Dolayısıyla bizim şehrimizde şehirlerin kaderleri biraz bölgenin depremselliğine ve jeolojisine emanet edilmiş durumda. Biz bunlara karşı afetlere karşı Gerekli önlem ve tedbirleri alabiliriz"

diye kaydetti.

Tsunami riski de var

Dalma-batma zonunda yaşanacak büyük bir depremin tsunami riskini de beraberinde getirebileceğini belirten Karancı, tarihsel bir örneğe dikkat çekti:

Hastane emniyet ve il sağlık müdürlerine personel alımı yapılacak
Hastane emniyet ve il sağlık müdürlerine personel alımı yapılacak
İçeriği Görüntüle
"Leonardo da Vinci'nin tarihsel notlarına baktığımızda bir Antalya seyahatinde Antalya limanında gemisini demirlediği esnada bir deprem meydana geliyor ve bu deprem sonrasında denizin çekildiği daha sonrasında da büyük dalgalarla beraber geldiği ve kale surlarına zarar verdiği kale surlarında yıkım meydana geldiği söylenir. Tarihte bunlar olmuş dolayısıyla özellikle dalma batma zorunda meydana gelecek bir depremle beraber Antalya'da tutunan bir riski vardır."

“Deprem saati verilemez güvenli şehir inşa edilebilir”

Deprem tahmini beklentilerinin gerçekçi olmadığını ifade eden Karancı, çözümün bilimsel planlamayla olması gerektiğini savunarak,

"Nerede ne zaman deprem olacak? İnsanların bizden beklentisi Sanki bir vapurun kalkış saati gibi sanki bir trenin uçağın kalkış saati gibi Lokasyon ve saat tarif ederek bunları özetlememiz. Ama böyle bir şey günümüzde mümkün değil. Böyle bir açıklamayı doğru da bulmuyorum. Biz artık güvenli bir Antalya istiyoruz bunun için deprem master planının bir an önce tamamlanması biz planı tamamlayamamışken bir an önce bunların uygulamaya geçmesini bekliyoruz oda olarak da biz bu noktada elimizden gelen katkıyı sunmaya hazırız"

Muhabir: İlayda Zeybek