Antalya’da yüzyıllardır sürdürülen Yörük kültürü, konar-göçer yaşam tarzı, hayvancılığa dayalı geçim modeli ve doğayla kurulan güçlü bağ ile kentin kültürel hafızasında önemli bir yer tutuyor. Oğuz Türklerine dayanan bu kültür, geçmişten günümüze aktarılan gelenekleriyle dikkat çekiyor.
Yayladan sahile uzanan göç
Yörükler, yaz aylarında serin yaylalara, kış aylarında ise sahil ve ovalık alanlara göç ediyor. Elmalı, Korkuteli, Feslikan ve Gökbel yaylaları, bu göç rotalarının en bilinen durakları arasında yer alıyor. Göçler, yalnızca bir yaşam biçimi değil; aynı zamanda kuşaktan kuşağa aktarılan kültürel bir ritüel olarak görülüyor.
Hayvancılık kültürün merkezinde
Yörük yaşamında küçükbaş hayvancılık, özellikle keçi yetiştiriciliği ön plana çıkıyor. Keçi sütünden elde edilen yoğurt, peynir ve tereyağı günlük yaşamın temel besinleri arasında bulunuyor. Keçi kılı ise kara çadırların yapımında kullanılarak Yörük yaşamının simgelerinden biri haline geliyor.
Kara çadırda sade yaşam
Keçi kılından dokunan kara çadırlar, Yörüklerin geleneksel barınma alanı olarak biliniyor. Yazın serin, kışın sıcak tutan bu çadırlar, doğayla uyumlu yapısıyla dikkat çekiyor. Yörük yaşamı; sade, üretken ve doğayla iç içe bir düzen üzerine kurulu.
Sofradan sahneye yörük kültürü
Yörük mutfağında keşkek, tandır kebabı, bazlama, tarhana ve tulum peyniri öne çıkan lezzetler arasında yer alıyor. Halk oyunları ve müzikte ise teke zortlatması, davul-zurna eşliğinde oynanan oyunlar ve zeybek figürleri kültürel zenginliği yansıtıyor.
Günümüzde yaşatılan kültür
Antalya’da Yörük kültürü; düzenlenen Yörük şenlikleri, yayla festivalleri ve kültürel etkinliklerle yaşatılmaya devam ediyor. Belediyeler ve Yörük dernekleri, bu kadim mirasın gelecek nesillere aktarılması için çalışmalarını sürdürüyor.





