Iklığ, gövdesiyle bu gövdeye bağlı uzun bir saptan oluşan, yaylı halk çalgısı olarak bilinir. Yapısı itibarıyla kemençeye ve rebaba benzese de, kendine özgü ses rengiyle Toroslar ve Antalya yöresinin müzikal kimliğini yansıtır.
Çalgının gövdesi genellikle oyulmuş ağaçtan yapılır ve üzerine hayvan derisi gerilerek ses tablası oluşturulur. Uzun sapının ucunda, tel sayısı kadar akort burgusu bulunur. Iklığ’ın telleri at kılından veya hayvan bağırsağından yapılır; bu özellik, ona doğal ve derin bir tını kazandırır.
Iklığ, yay yardımıyla çalınır. Yayı da tıpkı teller gibi at kılından yapılır ve genellikle reçine ile sürtülerek ses kalitesi artırılır. Çalınırken, icracı çalgıyı dik pozisyonda tutar ve yayla teller arasında ritmik geçişler yapar. Elde edilen ses, hem hüzünlü hem de içten bir karakter taşır.
Iklığ, özellikle Antalya ve çevresindeki Yörük topluluklarının müzik geleneğinde önemli bir yere sahiptir. Ağıtlar, uzun havalar ve halk oyunları icrasında kullanılarak bölgenin kültürel belleğini canlı tutar.
Teknolojik çalgıların yaygınlaşmasına rağmen, Iklığ hâlâ Antalya’nın kültürel mirasının bir parçası olarak yaşatılmaktadır. Halk müziği araştırmacıları ve yerel sanatçılar tarafından yeniden ilgi görmeye başlayan bu çalgı, geçmişle bugünü birleştiren güçlü bir semboldür.





