M.Ö. 2. yüzyıla uzanan köklü geçmişiyle Antalya Kent Surları, kentin savunma stratejisinin omurgasını oluşturmuş; Bizans’tan Selçuklu’ya uzanan farklı medeniyetlerin izlerini bugün hâlâ taşımayı sürdürüyor.
Antalya’nın kalbinde yükselen tarihi kent surları, şehrin en eski tanıkları arasında yer alıyor. Yaklaşık iki bin yıllık geçmişe sahip bu savunma yapıları, Antalya’nın jeopolitik önemini ortaya koyarken, Akdeniz kıyısındaki stratejik konumunun da bir nişanesi niteliğinde. Antik dönemden Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar uzanan süreçte defalarca onarılan ve güçlü tutulan surlar, dönemin mimari ve askeri mühendislik kabiliyetlerini gözler önüne seriyor.
Bizans ve Selçuklu’nun İzinde: Savunma Stratejisinin Merkezinde
Antalya, Bizans Dönemi'nde Arap akınlarına karşı sur sistemini güçlendirmiş; dış savunmayı artırmak için perde surlar ve hendekler inşa edilmiştir. Bu dönemde şehir, tehditlere karşı adeta zırhla çevrilmişti. 1207 yılında Selçukluların kente hâkim olmasıyla surlar daha da sağlamlaştırılmış, iç kale duvarları eklenmiş ve şehir tam anlamıyla bir savunma üssüne dönüştürülmüştür.

Selçukluların hâkimiyet döneminde surların güçlendirilmesi, kentin yükselen ticari ve kültürel kimliğinin korunmasına da önemli katkı sağlamıştır. Bu süreçte surlar, askeri olduğu kadar sosyal bir güvenlik çeperi işlevi görmüştür.
Kuleler Dizisi: Şehir Savunmasının Yükselen Gözleri
Antik kaynaklara ve tarihî kayıtlara göre Antalya surlarının üzerinde altmıştan fazla gözlem ve savunma kulesi bulunuyordu. Kentin dört bir yanına yerleştirilen bu kuleler, hem deniz hem kara tarafından gelebilecek tehditleri gözetleme amacıyla inşa edilmişti. Kulelerin mimari düzeni, surların yalnızca savunma değil, aynı zamanda stratejik planlama ve ileri görüşün bir ürünü olduğunu gösteriyor.

Modernleşmenin İzleri: Yıkım ve Günümüze Ulaşan Kalıntılar
19. yüzyıla kadar düzenli olarak onarılan surlar, 1920’li yıllardan itibaren şehirleşme politikaları nedeniyle hızla tahrip edilmiş; nihai yıkımlar ise 1930’ların ortalarında gerçekleştirilmiştir. Bugün, Antalya’nın tarihî silüetinin bir parçası olan bu surlardan yalnızca iç, dış ve perde duvarlara ait birkaç iz ayakta kalmıştır. Yine de mevcut kalıntılar, kentin geçmişinin görkemini yansıtmaya ve zamana direnmeye devam ediyor.
Bugün Antalya Kent Surları, yalnızca bir savunma yapısı değil, aynı zamanda kentin geçmişine açılan bir kapı, uygarlıkların buluşma noktası ve tarihin sessiz bir belgesidir. Bu eşsiz miras, Antalya’nın kültürel kimliğini, askeri mirasını ve medeniyetler arası geçiş noktasını gözler önüne seren nadir yapılardan biri olma özelliğini sürdürmektedir.




