Antalya ve çevresi, tarihi ve doğal güzellikleriyle adeta bir açık hava müzesi. Bu zengin coğrafyanın derinliklerinde ise, hem bilimsel hem de tarihi açıdan büyük önem taşıyan bir doğa harikası yatıyor: Düdencik Mağarası. Halk arasında "Kara Mağara" olarak da bilinen bu doğa anıtı, Türkiye'nin mağaracılık tarihinde bir dönüm noktası olarak öne çıkıyor.
Beyşehir-Akseki yolu üzerinde, Cevizli'nin batısında yer alan Düdencik Mağarası, dikey bir ağızla başlıyor. Mağara, yağışlı dönemlerde bir düden gibi işlev görerek yüzeydeki suları yutuyor. İçine aldığı bu sular, yer altındaki karstik kanallar aracılığıyla kilometrelerce yol kat ederek Yukarı Manavgat Havzası'nda, Pamukluk Köprüsü yakınlarındaki kaynaklardan Manavgat Çayı'na boşalıyor. Bu durum, mağaranın hidrojeolojik açıdan ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.
Keşif ve Araştırma Serüveni
Düdencik Mağarası'nın varlığı, 1966 yılında Manavgat Havzası'nda yapılan hidrojeolojik araştırmalar sırasında keşfedildi. Bir yıl sonra, 1967'nin Ağustos ayında, İngiliz, Fransız ve Türk mağara araştırmacılarından oluşan bir ekip, 60 metrelik dikey bir kuyu şeklinde başlayan mağaraya ilk kez iniş yaptı. Bu keşif, mağaracılık dünyası için büyük bir olaydı.
Yapılan ilk araştırmalarda, -330 metre derinliğe kadar inilebilen mağara, 1989 yılına kadar Türkiye'nin bilinen en derin mağarası unvanını taşıdı. Daha sonra, İspanyol mağaracılar ve Boğaziçi Üniversitesi Mağara Araştırma Kulübü (BÜMAK) tarafından gerçekleştirilen ortak bir çalışmada, mağaranın derinliği 325 metre olarak yeniden ölçüldü. Bu çalışmalar, Düdencik Mağarası'nın sadece bir doğa harikası olmadığını, aynı zamanda bilimsel araştırmalar için de benzersiz bir alan olduğunu kanıtladı.