Antalya’nın Akdeniz kıyılarında bir Türk limanı haline gelmesi, Anadolu Selçuklu Devleti'nin en güçlü hükümdarları olan I. Gıyaseddin Keyhüsrev ve I. Alaaddin Keykubad dönemlerinde gerçekleşen stratejik fetihlerle mümkün oldu. Bu iki önemli şehir, Selçuklu'nun hem siyasi hem de ticari gücünü zirveye taşıyan kritik hamlelerin sonucudur.

Antalya’nın Fethi (1207): I. Gıyaseddin Keyhüsrev'in Vizyonu

Anadolu Selçuklu Devleti’nin ikinci kurucusu sayılan I. Gıyaseddin Keyhüsrev’in saltanatı, devleti bölgesel bir güç haline getiren en önemli adımlara sahne oldu. Babasının vefatı sonrası tahta geçen Keyhüsrev, iç siyasi çalkantılar ve kardeşi Süleymanşâh’ın baskısıyla bir süre Bizans’ta sürgünde kalmıştır.

Müstehcen içerik operasyonu: OnlyFans kullanıcıları adliyeye sevk edildi!
Müstehcen içerik operasyonu: OnlyFans kullanıcıları adliyeye sevk edildi!
İçeriği Görüntüle

Ancak kaderi, 1204’te Dördüncü Haçlı Seferi’nin Konstantinopolis’i (İstanbul) ele geçirmesiyle yeniden yazıldı. Haçlılar’ın İstanbul’u işgali sonrası Anadolu’ya geçen I. Gıyaseddin Keyhüsrev, Selçuklu emirlerinin davetiyle yeniden tahta çıktı (1205).

Sultan Keyhüsrev’in en önemli stratejik hedefi, devleti bir kara devleti olmaktan çıkarıp Akdeniz ve Karadeniz’de söz sahibi yapmaktı. Bu vizyonun ilk adımı, o dönemde Akdeniz’in önemli bir Bizans limanı olan Antalya’nın Fethi oldu.

1207 yılında gerçekleştirdiği başarılı seferle Antalya’yı fetheden Keyhüsrev, devlete Akdeniz’de ilk büyük kapıyı açmış oldu. Bu zafer sadece askeri bir başarı değil, aynı zamanda Selçuklu’nun uluslararası ticaret yollarına doğrudan erişimini sağlayan hayati bir hamleydi. Sultan, ayrıca Karadeniz’deki Pontus Rum İmparatoru III. Aleksios’u yendi ve doğu sınırlarını da güvence altına aldı.

Ne yazık ki, büyük Sultan I. Gıyaseddin Keyhüsrev, İznik Rum İmparatoru Laskaris’le yaptığı Alaşehir Savaşı’nda (1211) şehit düşerek Selçuklu tarihine adını altın harflerle yazdırdı.

I. Gıyaseddin Keyhüsrev’den sonra tahta geçen I. İzzeddin Keykâvus (1211-1220), Anadolu'daki Selçuklu hakimiyetini pekiştirerek 1214’te Karadeniz’deki en önemli liman olan Sinop'u fethetti. Ancak Selçuklu’nun denizcilik ve ticaret gücünü zirveye taşıyan isim, kardeşi I. Alaaddin Keykubad (1220-1237) oldu.

Anadolu Selçuklu tarihinin en büyük sultanlarından biri kabul edilen I. Alaaddin Keykubad, Türk birliğini büyük ölçüde sağladıktan sonra dikkatini Akdeniz'in ticaret güvenliğine çevirdi. Bu amaçla, Antalya yakınlarında bulunan ve Akdeniz ticaretini kontrol eden stratejik bir nokta olan Kolonoros Kalesi'ni hedef aldı.

Sultan Keykubad, 1221 yılında Kolonoros Kalesi’ni fethetti. Fethin ardından buraya kendi adını verdi: Alâiye.