Antalya, 1391 yılında II. Murad döneminde Osmanlı topraklarına katılmıştır. Osmanlıların Akdeniz’deki hâkimiyet stratejisinde önemli bir adım olan bu fetih, şehrin siyasi ve ekonomik yapısında köklü değişimlere yol açtı. Antalya, Osmanlı döneminde yalnızca bir liman kenti olmanın ötesine geçerek bölgedeki en önemli ticaret ve kültür merkezlerinden biri haline geldi.
Osmanlı döneminde Antalya, bir sancak merkezi olarak yönetildi. Sancak beylerinin idaresinde gelişen şehir, ticari ve sosyal hayatıyla ön plana çıktı. Bu süreçte camiler, medreseler, hanlar ve kervansaraylar inşa edilerek şehrin İslamî kimliği güçlendirildi. Antalya, Osmanlı döneminde Türkler, Yörükler, Rumlar ve Ermeniler gibi farklı etnik toplulukların birlikte yaşadığı çok kültürlü bir merkez oldu.
Akdeniz’e açılan stratejik limanı sayesinde Antalya, Osmanlı’nın dış ticaret ağında kilit bir rol oynadı. Şehirden tarım ürünleri, tekstil, deri, halı ve zeytinyağı ihraç edilirken; dışarıdan farklı mallar getirilerek bölge ekonomisine canlılık kazandırıldı. Antalya’nın kara yolu ile İstanbul ve Batı Anadolu şehirlerine bağlanması, ticaret hacmini daha da artırdı.
Ticaretin gelişmesiyle birlikte Antalya’da pek çok han ve kervansaray inşa edildi. Kaleiçi Hanı, ticaretin merkezlerinden biri haline gelirken; Tütün Hanı ve Üç Kapılar çevresindeki yapılar hem tüccarların konaklama ihtiyacını karşıladı hem de şehrin sosyal hayatına yön verdi.
Osmanlı döneminde Antalya, mimarî açıdan da gelişim gösterdi. Şehrin en bilinen simgelerinden biri olan Yivli Minare, Selçuklu döneminde yapılmış olsa da Osmanlı döneminde onarılarak çevresinde külliye inşa edildi. Kesik Minare ise Roma ve Bizans izlerini Osmanlı dokusuyla birleştiren önemli yapılardan biri olarak öne çıktı. Camiler, medreseler ve çeşmeler şehrin kültürel kimliğini şekillendirdi.
Antalya, Osmanlı döneminde bir ticaret ve kültür merkezi olarak önemini korudu. Ancak 19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun gerilemesiyle birlikte şehirde ekonomik sıkıntılar baş göstermeye başladı. Buna rağmen Osmanlı’nın bıraktığı mimari ve kültürel miras, Antalya’nın kimliğinde kalıcı izler bıraktı. Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte Antalya yeni bir döneme adım attı, ancak Osmanlı döneminin izleri şehrin tarihi dokusunda yaşamaya devam etti.





